Sevgi her şeyden güçlüdür Valerian.... ( Valerian: Bin Gezegen İmparatorluğu )

10 Nisan 2021 Cumartesi

Öğrenmek Duyusal Özelliği, Öğrenmek Nedir? Öğrenmenin Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Öğrenmek Duyusal Özelliği, Öğrenmek Nedir? Öğrenmenin Felsefi Tanımı

Öğrenmek, bir konuda bilinmeyenlerin anlaşılmaya çalışılması durumu ve bu anlamanın sonunda artık konu ile ilgili olarak uygulamalarında kolaylıkla yapılabilmesi sağlanmış ise, o konuyu öğrenmiş oluruz şeklindeki tanımla ifade edilebilir. Öğrenilen şey, tamamen bilinir şeklinde bir durumu ifade edebiliriz. Ben öğrendim demekle ben biliyorum o konuyu, olayı, şeyi, ilgili olanı denmek istenmiştir. Ve kısa bir cümle ile de bir şeylerin öğretilebilmesi söz konusu olabiliyorken, günlerce, aylarca, senelerce süren öğrenimlerde söz konusu olabilmektedir ve genellikle işe yarayan bilgiler, tecrübeler öğrenilmek istenir ve öğrendikçe varlıklar kendilerine gelişimsel etkilerde bulunan bilgiler ve tecrübeler katarlar ve hiç bilinmeyenlerin öğrenilmesi, varlıkların kendilerine bilinmeyen yeni özellikleri katması ile aynı anlamı taşır. Varlıklar işte bu şekilde öğrenimlerle gelişirler. Öğrenmek, sevgiyle uyumlu ve faydalı olması zorunluluğu kapsamında yeni gelişimsel etkileri olan bilgileri de yanında getirir ve bu bilgileri anlamaya çalışmak, öğrenmek istemek işte bu duyunun ilgi ve algısı alanına girer ve varlığın öğrenmek istediği konular söz konusu olduğunda, o zaman ilgili konunun tam olarak nasıl öğrenileceğini, bu yaparken edindiği bilgilerin ilgili olduğu duyusal yada bilgi ve tecrübeler alanında nereye ekleneceği, öğrenmekle ilgili olarak varlığın ihtiyacı olan konularda bunu ona da hatırlatmakla ilgili ve benzeri bir çok görevi bulunan duyusal özellik şeklinde varlıklarda tezahür etmiştir. Dünya şartlarındaki kısıtlanmış özellikleri ile çalışmaktadır. Sürekli bir şeyleri öğrendiğimiz bu yaşamda, öğrenmek duyusal özelliğinin varlığı olmadan bu durumu bu kadar kolay başarabilmemiz mümkün olmazdı.

Öğrenilen şeylerin hemen kavranılması konusunu düşürseniz, bunu bir duyunun çalışması ile yaptığınızı hissedebilir, anlayabilirsiniz. Öğrenmek konusu oldukça kapsamlı bir durumdur ve bu duyusal özelliğimiz sayesinde, bütün duyularla ilişki içinde olan öğrenme duyumuz, varlıksal olarak öğrendiğimiz konuları bir bütün olarak ele alıp varlıksal alanlarımıza işler... 

Sonsuz bilgiler alanı olan yaratılışta her an öğrenilebilecek kavramların karşımıza çıkması ile bu duyusal özellik, duyuları bu konuda bilgilendirerek dersler ve gerekirse bilgiler almasına neden olacak öğretici anıların, olayların, tecrübelerin algılanmasını sağlayarak, yeni bir şey öğrenildiğinde ve bununla ilgili duyunun kayıt etmesi gereken bir bilgi ve tecrübeleri gereken şekilde yönlendirir, aynı zamanda öğrenmek konusunda kolaylıklar sağlar, varlığın öğrenmek istediği bir konu yada bilgi olduğunda, bunu başarabilmesi için gereken anlayışları O'na verir, şeklinde öğrenmek duyumuz daha bir çok özelliği ile varlıkların yenilikleri öğrenmesi konusunda onlara yardımcı olur. 

Şimdilik dünya şartlarında yaşanan olaylar ve varlığın çalışmaları sayesinde öğrenme konusunu algılayan duyumuz, normalde kendisini istediğimiz gibi kullanıma hazır olduğumuz zamanlarda ilgili konuyu belirtmemiz ile nasıl öğreneceğimizi bildirmesi gibi muazzam özellikleri içeriğinde barındırır. Diğer duyular gibi bu duyusal özelliğimizin de bir çok yeteneği, gelecekte kendisini özgürce kullandığımız zamanlarda bizler için gereken şekilde bütün özelliklerini kullanmamız adına kendisini açığa çıkaracaktır. 

Ve bu güzel işlevi ve anlamları ile öğrenmek konusunun da ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak sevgiyi tamamlayan erdemler arasındaki yerini alır. Öğrenmek konusunda sıkıntılar çeken varlıkların erdem olarak bulunabilme ihtimali olan bu duyusal özellik, genellikle bütün varlıklarda duyu olarak yapılanmıştır.

Özgürlük Erdemsel Özelliği, Özgürlük Nedir? Özgürlüğün Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Özgürlük Erdemsel Özelliği, Özgürlük Nedir? Özgürlüğün Felsefi Tanımı

Özgürlük, bir varlığın yada oluşumun herhangi bir koşulla sınırlanma, zorlama, kısıtlama olmaksızın düşünme ve davranma durumu, istediği şeyi yapabilmesi erdemidir. Bu şekilde kendi istediğini istediği şekilde yapan varlık özgür olur. Özgürlük var olmanın olmazsa olmaz erdemlerinden biri olarak yaşamanın temel esasıdır. Herkesin ilgi alanları, kendi olma bilgileri birbirinden farklıdır ve istekleri tamamen herkesin kendisine özeldir ve bunları ancak özgürlük erdemi varken doğru bir şekilde yaşayabilir. Bu erdem yokken varlıklar her zaman eksik kalırlar. Yaşamın hiç bir anlamı kalmaz. İsteksiz, zoraki, baskı içinde bir düzende yaşamaktan farksızdır özgür olamamak. Özgür irade ismiyle de zaten iradenin özgür olması gerektiğini vurgulanır. İradeler ancak özgürken kendisini yaşatabilir, kendisini özgür bir şekilde yaşatamayan irade zaten iradi bir gücü temsil edemiyor demektir ve topluluklar şeklinde yaşanan ortamlarda toplumları ilgilendiren kurallar dahilinde herkes kendi özgürlük anlayışını dilediği gibi yaşatır. 

Dünya şartlarındaki imkansızlıkların sağladığı özgür olamama durumları yanıltıcıdır, bunun aksine zihinde özgürlük bu konuda varlıklar için tam özgürlük zamanı gelene kadar gereken tatmini sağlar. Asıl önemli olan zihindeki özgürlük kavramını yaşatmaktır. 

Bazı fikirlerin, inançların varlıkların özgürlüğünü kısıtlamasına izin vermek, özgürlüğü varlıkların yaşaması önündeki engellerdir. Ve dünya şartlarında bir çok ideoloji, fikir, inanç, bilgi varlıkların özgürlüklerini kısıtlayıcı türden düzenlenmiştir ve bunlara inanan varlıklar, kendi özgürlüklerini kısıtlamış ve özgür irade kavramını tam anlamı ile yaşatamamış olurlar. 

Özgürlük kavramı bu sonsuz var oluş içinde kendisini tanımaya çalışan varlıklar için iradelerini de etkileyen özellikleri ile tamamen anlaşılması ve yaşatılması gereken bir kavramdır. Bu özel ve güzel özellikleri ile özgürlük, sevgiyi tamamlayan erdemlerden biri olarak varlıklar arasında yaşatılır. Özgür olunmadan varlıklar bir çok konuda ileriye adım atamazlar. Varlıkları kısıtlayan, engelleyen bütün sebepler özgürlük erdemini yaşatmaları ile yok olur. Varlıklar kendi varlıksal alanlarında diledikleri gibi yaşamak ve varlıksal alanlarını diledikleri gibi düzenlemek özgürlüğüne sahiptirler ve sevgiyle uyumlu olan özgürlük anlayışı, en faydalı ve yararlı özgürlüğü temsil eder.

Aidiyet Hissi Erdemsel Özelliği, Aidiyet Nedir? Aidiyetin Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Aidiyet Hissi Erdemsel Özelliği, Aidiyet Nedir? Aidiyetin Felsefi Tanımı

Aidiyet, kendini bir yere ait hissetmekten kaynaklanan bağlı olma halini tanımlayan bir kavramdır. Bu his sayesinde kendisini ait hissettiği yere karşı ileri derecede bir güven, inanç, bağlılık sağlanır ve bu hissin oluştuğu alanlar her zaman O'nun en çok rahat olduğu yerler olur. Aidiyet hissedilen alanlarda ve bunun kabul edildiği yerler genellikle varlıkların aile olarak tanımladığı, yuva olarak tanımladığı, kendilerini bilgiler açısından uygun gördükleri yerler olarak sayılır ve bir varlığın en çok aidiyet hissettiği alan, kendi varlıksal alanlarıdır. Kendi varlığının özellikleri, enerjileri, kendi bilgileri, duyuları ve bunların bütünlüğünden oluşan alan, varlığın kendi alanı anlamına gelir ve asıl aidiyetlik kavramı burada anlamlaşır. Varlık kendisini bu şekilde bir aidiyet hissi ve kavramı ile kendi özelliklerine ait hissetmedikçe ve bunun için çabalamadıkça faydalı sonuçlar elde edemez. 

Ancak dünya yaşamında da varlıkların aile gibi, akraba gibi ve kendilerinin bileceği şekilde kendilerini ait hissettikleri alanlar, bölgeler, topluluklar bulunur ancak bu aitlik konusu özgür iradelerini teslim edecek şekilde değil, ait olmasıyla o alana karşı bir sorumluluk hissetmesi, bir bağ hissetmesi şeklindeki tanımla anlatılmak istenen açıklanabilir. 

Hiç bir şekilde varlıklar özgür iradelerini başka alanlara teslim edecek şekilde bir ait olma durumu içine girmemelidirler. Burada bahsedilen aidiyet kavramı tamamen varlıkların özgür iradelerini geliştirici, topluluk şeklinde yaşamların olması nedeniyle birlik ve beraberliği sağlayıcı şekilde açıklanan bir aidiyet kavramıdır. 

Varlıkların yaşattığı bu aidiyet kavramı ile varlıklar kendilerini bir alana, yere, konuya, topluluğa bağlı hissederler ve sorumlulukları olduğu gibi yalnız olmadıklarını da açıklayan özellikleri ile varlıklara destek olan bir erdem şeklinde bulunur. Varlıklar kendi varlıksal alanlarında aidiyet kavramına denk gelecek şekilde tanımlamalarını yaptıklarında, bunu kayıt eden erdemsel özellik, onlara sürekli bu konuda hatırlatıcı ve yol gösterici şekilde etkilerde bulunur. Bu güzel özellikleri ile, denildiği gibi en başta varlıkların kendi varlıksal alanlarına ait olduklarını bildirmesi gibi tanımlamaları ile sevgiyi tamamlayan erdemler arasında yerini alır. Merkez olan varlığın aidiyet duyduğu ilk yer kendi varlıksal alanıdır ve aynı şekilde diğer varlıksal özelliklerinde aidiyet duyduğu alanlar yine aynı varlıksal alandır şeklinde daha açık bir şekilde ifade edilebilir.

Amaç, İdeal, Hedef Erdemsel Özelliği - Amaç ve İdeal Nedir?, Amaç ve İdealin Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Amaç, İdeal, Hedef Erdemsel Özelliği - Amaç ve İdeal Nedir?, Amaç ve İdealin Felsefi Tanımı

Amaçlar, idealler ve hedefler kast ettiğimiz tanımla ilgili olarak aynı anlamları ifade etmekte olup bir varlığın yada alanın, organizasyonun bir konuda karar vererek bu kararının arkasından gitmesi durumuna, gerek çalışarak, gerek düşünerek, ilgili amaç ne ise onu başarmakla ilgili çaba içinde bulunarak uygulamasını yapması erdemine amaçladığı şeyi yapması adı verilir. 

Amaç için ulaşılması gereken bir durum, sonuç, yer olmalıdır. Amaçlarla çalışmalarımıza yön veririz. Her çalışmanın kendisine ait bir amacı vardır ve bu amacı yerine getirmek için çalışmalar yapılır. Sonuca ulaşıldığında ise amaç bitebilir, çalışma sonlanır, amaç gerçekleştirilmiştir denilebilir. Ancak kısa süreli amaçlar olduğu gibi çok uzun süren hatta sonsuzluğu kapsayan amaçlar bile olabilir. Varlıkların bu sonsuzluk içinde kendisine ait ilelebet sürecek bir amacı uygulamaya çalışması gibi. Amaç ilgili olan o alanı kendisi ile meşgul eden ve çalışmasına yön veren bilgiler ve tecrübeler, anlayışlar bütünüdür. Bir şeyi amaçlamak ve o uğurda çalışarak amacını gerçekleştirmek her şeyden önce ilgili alanların, varlıkların kendisine güvenmesini ve benzeri şekilde bir çok özelliği katar. 

Var olması adına bir amacının olması bilgisi, varlığın kendisine dair oldukça kıymetli bilgileri edinmesini sağlar. Gelişimle doğru orantılı olan amaç erdemi, buluşların, faydalı çalışmaların, iyi bilgilerin arkasındaki yegane itilimdir, gerçekleştirme konusudur. 

Amaç belirlenmelidir ki amaca gidilen yolda nelerin yapılması gerektiği ortaya çıkarılsın ve gerekenler yapılsın. Amaç edinmek, bunları uygulamaya çalışmak ve bunu başarmak, oldukça güzel bir çalışma halidir ve bütün varlıkların bulundukları alan nasıl olursa olsun, kendilerine ait amaçları olmalıdır ve bu uğurda zamanlarını geçirmelidirler. 

Mesela bu dünya yaşamında sevgiye uyumlu bir varlık haline gelebilmeyi amaç edinmek ve bu yolda uğraşlar içinde bulunup, çalışmak, çaba göstermek varlıklar için en iyi amaçlardan biri sayılır...

Bir amacı olan varlık, bir yol üzerindedir denilebilir ve amacını gerçekleştirdikten sonra yeni amaçlar için sebepler görebilir, bilgiler edinebilir. Amacımız olmadan bu sonsuz varoluş içinde etkisiz oluşumlar şeklinde bulunurduk. Herkesin bir amacı vardır, olmalıdır ve bunu bulmak, bunu üretmekle ilgili kendisini denetlemelidir. Henüz varlıkların kendisini tanıması aşamasında olan dünya hayatında varlıklar, bu kendini bilme eylemini başardıktan sonra kendilerine amaçlar, idealler ve hedefler bulurlar ve bu uğurda gereken şekilde çalışırlar. Çünkü varlığın kendisini var olmaya tutan şey amaçları olur. Her şeyin bir amacının olduğunu düşündüğümüz çevremizde varlıkların bir amacının olmadığını düşünmek mantıksız olur. Bu anlamla bütün varlıklar kendi amaçlarına doğru ilerlemektedirler diyebiliriz. Ancak yine bütün erdemler gibi amaçlarımızda sevgiye uyumlu olduğu sürece varlıklara faydası olabilir. 

Kendi anlamları ile sevgiyi tamamlayan erdemlerden sayılan amaç, ideal, hedef erdemi varlıkların amaçlarını belirlediklerinde varlıksal alanlarına bilgileri kayıt edilecek şekilde bir bilgi mekanizması şeklinde bulunur ve varlığa var olduğu sürece ve amacına gerçekleştirene kadar hatırlatıcı, destek ve yol üzerindeki zorlukları aşması konusunda yardımcı olur.

♫ Sinematik Müzik, Beijaflor, Quincas Moreira , Cinematic Music, Cinemat...

Bir Bilgi: Yeni Erdem Üretmek Nasıl Olur? Yeni Erdemler... / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Yeni Erdem Üretmek Nasıl Olur? Yeni Erdemler...

Şu zamana kadar bildiğimiz erdemler merhamet, fedakarlık, cesaret ve benzeri erdemlerin tanımları vardır ve o tanımları uygulamakla erdemleri yaşatmış, uygulamış oluruz. İşte böyle yeni tanımlar üreterek de kendi erdemlerimizi oluşturmuş oluruz. Bunu her varlık sevgiye uyumlu olduğu sürece kendi bildiği gibi hazırlayabilir, düzenleyebilir. Erdemin erdem olması için varlıklara faydalı olması ve sevgiyle uyumlu olması gerekmektedir. 

Bu kural dahilinde bütün varlıklar kendi özel erdemlerini oluşturabilir ve buna inanarak bunu kendi varlıksal alanlarında yaşatabilirler. Yoksa merhamette bir tanımla ilgilidir, fedakarlıkta bir bilgidir ve yeni oluşturulacak olan erdemde bilgi olarak ortaya çıkarılıp uygulanarak faydası ispatlanacak olan erdem haline gelecektir. Şu zamana kadar olanlar üzerinde düşünürsek, kendi erdemlerimizi oluşturmak konusunda bir bilgisizlik yaşamış olan insanlık aslında sürekli yeni yeni erdemler üretmek konusunda oldukça elverişli imkanlara sahiptir.

Duyularımızdaki Tesirleri, Etkileri, Yanlış Bilgileri Yok Edici Özellikteki Bilgi Erdemsel Özelliği / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Duyularımızdaki Tesirleri, Etkileri, Yanlış Bilgileri Yok Edici Özellikteki Bilgi Erdemsel Özelliği

Duyularımız gerek dünya şartlarınca kısıtlanmış olmalarıyla, gerek çevresel faktörlerin etkileriyle, okuduğumuz ve inandığımız yanlışlarla ve bunlar gibi bir çok olumsuz olaylar sonucunda tesirler, etkiler ve yanlış yapılanmalarla doludur. Ve bunun artık farkında olarak varlıklar bu tesirleri, etkileri gerçekleri öğrenerek ve bunlar üzerinde düşünsel çalışmalar gerektiren şekilde uğraşlarla, iyi bilgilerle bunları yok etme uygulaması içine girmelidirler. İşte bu bilgi, bununla ilgili varlıkları aydınlatarak onların şu zamana kadar edindikleri yanlış bilgileri anlaması, duyularında gerek kendileri sebepli, gerek başkalarının etkisi ile bulunan tesirleri yok etmesi, temizlemesi anlamında onlara yardımcı olacak özelliklerde anlamları kendi içeriğinde barındırır ve buna inanarak çalışan varlıklar duyularını kısıtlamalardan, olumsuz tesirlerden, bilgilerden temizlerler. Öyle ki bu bilgileri varlıkların kendileri düzenlemiş gibi bir oyun da hazırlanmış olabilmektedir ve bu bilgi, bunun da farkında olarak varlıklar için zararlı olan bütün etkileri, tesirleri ve bilgileri yok etmekle ilgili olur.

Bir çok duyusal özelliğin kendi normal işlerini yapamamasının nedeni bu gibi tesirler, etkiler, yanlış ve kötü bilgilerdir. Bu gibi oluşumlar duyuların içerisine enerjetik olarak yerleşmişlerdir ve onları gerçeklerle, hakikat bilgileri ile varlıklar temizlerler. 

Bu bilgi, bu konuda varlıkların varlıksal alanlarında yer edinerek onların duyularını en iyi şekilde temizlemekle ilgili, ve benzer özellikteki bilgiler eşliğinde gereken şekilde çalışması için yapılandırılmıştır. İnandığını yaşayan varlığın kendi duyusal alanlarını temizlemesine inanması, aslında ne kadar çok özellikli olmasına rağmen böyle kısıtlı bir varlıkmış gibi yaşamasının anlamsızlığını kavraması sonrasında varlıklar kendi özleri ile ilgili bilgilere kavuşacaklardır. 

Duyular varlıkları varlık yapan özelliklerde oluşumlardır ve onların temizlenmesi, bakımı, korunması gerekmektedir ve bu bilgi, bu işler için çalışan bilgi olarak varlıksal alanlarınızda sizin için çalışır. Bu güzel özellikleri ile sevgiyi tamamlayan erdemlerden sayılarak gereken şekilde varlıksal alanlarınızda bulunur. Bu konu varlıklar için oldukça önemli olduğundan, bu konuda yeni yeni erdemler üretmek ve bunlara konsantre olarak çalışmak gereklidir, tıpkı hakikat bilgilerine ulaşmak için bir çok hakikat arayıcı bilgi erdemi oluşturduğumuz gibi. Böyle önemli konularda bir tek erdem oluşturmak yerine farklı içeriklerle ve bilgilerle dolu başka erdemleri de oluşturmak varlıklar için oldukça yararlıdır.

Zeka Erdemsel Özelliği, Zeka Nedir? Zeki Nasıl Olunur? Zekanın Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Zeka Erdemsel Özelliği, Zeka Nedir? Zeki Nasıl Olunur? Zekanın Felsefi Tanımı

Zeka, bir durum, konu, kavram, olay söz konusu olduğunda en sağlıklı şekilde ve akıl ve mantık gibi, ve diğer duyusal özelliklerin ve erdemsel bilgilerin imkanlarından da faydalanarak ve toplu bir düşünme ve karar verme yollarını da kullanarak, başarılı ve çabuk bir şekilde sonuca ulaşmayı sağlayan bir düşünme biçimi, yeteneği, özelliğidir. Varlığın sahip olduğu bütün duyularının bilgilerinin ve tecrübelerinin, bütün yeteneklerinin ortaklaşa bir çalışması sonrasında  ek olarak konu ile ilgili artı şekilde özenli ve dikkatli, hatasız çabukluk durumu, başarının sağlanabilmesi, en az uğraşlar gerektiren yolların bulunması ve gerekmedikçe diğer yolların tercih edilmemesi, imkanlarının ve fırsatlarının farkına vararak bu yönelmeleri de hesabı katıp, en sağlıklı sonuç ve çalışmaların sağlanması yöntemini de ekleyerek, diğer duyusal ve varlıksal bilgilerin ortaklaşa çıkardığı sonuçlarla bir yorum yaparak konuyu halletme durumu zekice karar vermeyi, davranmayı açıklar ve zeka, bu şekilde uygulanan düşünce, düşünme, akıl ve fikir yürütme işlemlerine verilen genel isim olarak tanımlanır.  

Daha özenli şekilde, daha dikkatli, daha sağlıklı, daha çabuk ve hata oranı en düşük olacak biçimde, başarının sağlanabilmesi sonucunun oluşması ve az uğraşlar ile tüm bunları yapabilmek yollarını bulmak, diğer fırsat ve imkanları da incelemek, konu ile ilgili olarak bu şekilde düşünmeyi sağlamak zekice düşünmeler olarak da yorumlanabilir. 

Zeka, işleri ve olayları yapabilme yeteneğini sağlayan varlıksal ve düşünsel yetenek olarak yaşanmaktadır ve yukarıda açıklanan başlıklar konunun içeriğine görede değişebilir. Önemli olanın başarılı olmak ve sağlıklı bir şekilde bu başarının sağlanması denilebilir. Ancak daha çabuk sonuca ulaşabilmekte bir zeka göstergesi şeklinde yorumlanabilir ve kimi durumlarda zaman önemli bir faktör olabilmektedir. 

Zeka, başarılı işler ortaya çıktıkça bunların nasıl düşünsel durumların etkisi ile yapıldığının araştırılması şeklinde de bir izlenimle yeni yeni uygulama alanları ile ilgili tanımlarını ortaya çıkarabilir. Zeka ile başarı bizim için sevgi ile doğru orantıda olan bilgiler ve anlamlardır. Zeka, bu içeriği ile varlıkların bazılarında ilgili varlıksal alanlarında yaşanmasını sağlayan duyusal özellik şeklinde, kimilerinde erdem şeklinde bulunmaktadır, kimilerinde ise erdem henüz oluşmamış olabilmektedir. Zekice işler yapmak ve zeka erdemini sıklıkla kullanmak konusunda uzun zaman geçirmiş varlıklar, bu erdemi kendi varlıksal alanlarında duyu olarak yapılandırmışlardır ve artık onlar için zekice davranmak tabi bir durum haline gelmiştir. Zeki varlıklar olarak tanımladığımız varlıklar, tamamen zeka erdemini kendi varlıksal alanlarında duyu olarak yapılandırmayı başarmış olan varlıklardır. 

Bu faydalı özellikleri ile zeka erdemi, sevgiyi tamamlayan erdemlerden sayılır. Yaşamı anlamak konusunda, yorumlamak konusunda zeka erdemi varlıklara oldukça fayda sağlamaktadır ve zekanın ne demek olduğunu yeni öğrenen varlıklar, bunu uygulamaya başladıkça zeka özelliği ile tanışmış olurlar.

Olumsuzluklardan Ders Çıkarmamızı Sağlayan Erdemsel Özellik, Yapılan Hatalardan Dersler Çıkarmak ve Bir Daha Yapmamak Erdemi / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Olumsuzluklardan Ders Çıkarmamızı Sağlayan Erdemsel Özellik, Yapılan Hatalardan Dersler Çıkarmak ve Bir Daha Yapmamak Erdemi

Bu erdemsel özellik yaşanan bütün olumsuz durumların bilgisini alarak bunlardan dersler çıkaran ve bunların bir daha yaşanmaması için gereken önlemlerin alınması için ilgili alanlara bildirimler, bilgiler veren erdemsel özelliktir. Varlıkların yaşamlarının bütün alanlarında her nerede olursa olsun bir olumsuzluk, sevgiye ters bir durum yaşanmasıyla bunun algılanmasını sağlayan erdemsel özellik, bunun yaşanması ile ortaya çıkan problemleri, etkilerini, çıkış sebeplerini, zararlarını, v.b. bir çok konuda araştırma yaparak, bunların bir daha olmaması için ders mantığı ile çalışmasını yapar, varlığın bilgisine ekler ve varlık bir daha bu durum olacağında dersler şeklinde konu hakkında bilgilenir, tüm varlığı bilgilenir, ve aynı hatayı, yanlışı yapmaz. Varlığın sevgiye uygun olmayan sorunlarını arayan ve bunlardan dersler çıkaran erdemsel özelliği, sevginin içindeki yeri ile gereken şekilde çalışır. 

Yaşamda varlıklar bir çok hatalar yapabilmektedirler, bu hatalarla doğrular ancak bulunabilmektedir ve bu hatalardan varlıklar bir daha yapılmaması adına kendilerince dersler çıkarmak gibi faydalı bir erdemi uygulayarak, kendileri için oldukça önemli bir işlemi yapmış olurlar. 

Aynı hataları tekrar tekrar yapmak, bu erdemin varlığından haberi olmayan varlıkların uygulamalarıdır. Bu erdem sayesinde varlıklar her hatalarının kendilerine doğruları göstermek için yaşanan eylemler olduğunu bilirler ve bunları bir daha yapmayarak bu hatalardan dersler aldıklarını ispatlamış olurlar. 

Bu erdemin varlığına inanarak varlıksal alanlarında erdemi yapılandıran varlıklar, söz konusu durumlar yaşandığı zaman hemen kendilerine ne gibi dersler çıkarabileceklerini düşünürler ve gereken şekilde varlıksal alanlarında bilgiler şeklinde kayıtlar oluştururlar. Oldukça önemli ve gerekli bir erdem olarak sevgiyi tamamlayan erdemler arasında yerini alır. Bir çok olumsuzlukların yaşandığı dünya hayatında bu gibi erdemler sayesinde yanlışları bir daha yapmak hatasından kurtuluruz ve onların aslında bizlere doğruyu ortaya çıkarmak adına yaşanan olumsuz tecrübeler olduğunu öğreniriz.

Aşk Erdemsel Özelliği, Aşk Nedir? Aşk Nasıl Oluşur? Aşk Nasıl Yaşanır? / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Aşk Erdemsel Özelliği, Aşk Nedir? Aşk Nasıl Oluşur? Aşk Nasıl Yaşanır?

Aşk, bir varlığa, bir oluşuma, yada bir olaya, konuya çok yoğun ve sevgiyle uyumlu olan duygularla, düşüncelerle bağlılığı ifade eden bir erdemdir. Aşk duyulan yer ile teklik haline gelebilme özelliği, onun derdinin dert, mutluluğunun mutluluk kaynağı olması sonuçlarını doğuran davranışlar, kendisinden önce aşık olunan alanı düşünmek gibi bir erdemi yaşatmak, yüksek fedakarlık ve benzeri erdemsel özelliklerin açığa çıkması şeklinde yaşatılan diyaloglar, tüm bunları yaparken aşkın arzusu ve arzunun çekiciliği ile yapılması, hislere ve duygulara da bunların yansıması, enerjetik bir tanımı da olan, iki yer ile olmasının çok daha anlamlı olduğu, ikiyi tekleştirme özellikli, üç olduğunda yapısında bozulmaların olabileceği ( göreceli bir durum olabilir, yapısı bozulmadan yaşatabilenler bulunabilir, varlıklar dışında alanlar, oluşumlara hissedilen aşklar için geçerli olabilir, olur, varlıklar arasında yaşananlarla, oluşumlar, konular ve olaylar arasında yaşanan aşk, içeriği bakımından aynı olsa da yaşanmışlıkları farklı olur.... ), o iki alanı birbirine sonsuz güven ve bağlılık ile birleştiren, birbirlerinin yanında olmalarının bile en büyük mutluluk kaynağının olması şeklinde bir halin yaşandığı, bu iki alanın birbirleri ile yaşadığı her şeyin içinde aşkla yapılması gibi bir erdemsel özelliğinde eklendiği, aşkla cinsellik, aşkla çalışmak, aşkla eğlenmek gibi artılarla yaşanan anları da bu şekilde yapılandıran, oldukça keyif verici, bambaşka bir bağlılık ve uyumun tadılması gibi bir tecrübenin anlaşılmasını sağlayan ve varlıkların bunu yaşatmayı başarabildiğinde ortaya çıkan bir erdemdir. 

Normal şartlarda aslında aşk erdemini istediğimiz alanlarda yaşatmayı biz seçerken, dünya şartlarında bu durum bazen kontrolden çıkmış şekilde varlıkların elinde olmadan ilgili alanlara karşı duyulur ve karşılık bulamadıklarında zamanla ortaya çıkmış olan bu aşk erdemi biter. Karşılıksız aşk kavramı yaşanır, ancak bu aşk karşılık bulduğunda işte o zaman aşk erdemi tüm hatları ile yaşanmaya başlar. 

İlgili alanlar kendi varlıklarında aşkın oluşması ile ilgili olarak gereken şekilde bilgiler hazırlarlar ve iki alan arasında aşk yaşanmaya başlar. Ve bu bilgilerin çıkarılması sonrasında da bu aşk sona erer, dünya şartlarında bu bilgileri yaşanan olaylar çıkarır ve ekler, ancak normalde kontrol edilebilir varlıksal alanlarımız söz konusu olduğunda, varlıkların bunu kendilerinin yapılandırması söz konusu olarak yaşanır. 

Bunun zamanı aslında tamamen bunu yaşayanların verebileceği bir karar şeklinde oluşan bir özelliktir. İkisinin de istemesi gerekmektedir aşkın yaşanması için. Ve birinin sonlandırmayı istemesi, diğerinin de sonlandırması zorunluluğunu ortaya çıkarır. Bunlar olması gerekenlerdir ancak dünya şartlarında aşk, içeriğine olumsuz bir çok eylemi bulaştırmış şekilde yaşanmaktadır. Kıskançlık, baskılar, ihanet ve benzeri olumsuzluklar gerçek aşkın yaşanmasına engel olmaktadırlar. Çünkü karşılıklı olarak her iki tarafında istediklerinin ve mutluluklarının baz alınması ile yaşanan bir erdemdir. Bu erdem yaşandıkça, tecrübe edindikçe alışıla gelebilir ve o zaman çok daha farklı ve aynı yöndeki güzellikleri ile yaşanabilir. İki alanın bunu nasıl yaşadığı, nasıl tanımladığı ve nasıl algıladığı ile ilgili olur aşk, ancak içeriğinde bu tanımları ifade eden özelliklerde erdemsel bilgiler bulunur. Aşkın en temel özelliği alanları birbirine bağlaması ve bu bağlanmanın öncesindeki bazı yaşam hallerini eskisi gibi yaşayamaz olmaları sonucunu doğurmasıdır, çünkü öncesinde tek olan varlık artık başka bir varlıkla bütündür ve onunla ilgilide hayatı şekillenmiştir. Artık yalnız değillerdir, artık her filmi birlikte izlemek, her anı beraber tatmak gibi istekleri olur ve bu yeni yaşam tarzını yaşayanlar ancak kendileri uzatır yada bitirirler. Sıkılmak, ihanet, kıskançlık, baskılar tamamen dünya şartlarının aşklar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerdir ve bunlar olmadan yaşanan aşklar aslında örnek verilmesi istenenlerdir.

Aşk, içeriğinde bir çok erdemi bulunduran bir çeşit güç halidir ve bunu yaşamayı seçen varlıklar arasında muhteşem bir bağ oluşur ve yine kendileri içeriğinde hangi erdemlerin yaşatıldığını bilirler. Bu güç bağlayıcı, birleştirici, ikiyi tek yapma özellikli, birbirinden ayrılmadan ve kendisinden önce diğerini düşünmek, fedakarlık, güven, sadakat gibi bir çok erdemleri yaşatan üstün güçleri ile bir karakterlerin şekillendirilmesi hali, duygu yüklü bir güç deneyimleme şeklidir. 

Aşkın Hasret, Vuslat ve Özlem Hali gibi Özel Hallerini Yaşamak

Aşkın bağlayıcılığı ve birlikte olma arzusu varken, bu gibi istekler ve arzular içindeyken, ki bu güzel bir durumdur yan yana iken, kesinlikle mutluluk söz konusu olur, ancak sadece birbirlerini düşündükleri ve çok uzaklardan da olsa sadece birbirlerine baktıkları, birbirlerini gözledikleri, hiç kimse ile bir ilişki yaşamanın mümkün olmadığı şekilde belki de birbirlerinin yanına gelmenin söz konusu olmadığı zamanlarda birbirlerini takip etmeleri, onun haberi yokken onun oturduğu yerlere oturmayı, dokunduğu yerlere dokunmayı, ve çok uzaklardan bakışmayı ve benzeri durumları yaşayabileceği ve bunlarında kendisine özel bir hissi tecrübesinin olduğu, dolu dolu hüznün yaşandığı, ancak mutluluk verici ve kendisine özel bir arzu ve yaşam anlayışı ile yaşanan bu döneme hasret zamanları, vuslat anları denilmektedir ve buda bir tercih olarak aşk yaşayanların kurallarına uyması dahilinde deneyimleyecekleri ve bambaşka his ve duyguları, tecrübeleri edinecekleri bir ilişki şekli, zamanı, durumudur. Sonra yine istedikleri zaman bitirebilirler. 

Gerçek aşk yaşandığı zaman içerisine olumsuz eylemler bulaşmadığında ihanet, kıskançlık gibi, o zaman aşkın her hali varlıklar için yaşanmaya değer olmaktadır. İşte vuslat ve özlemleri bile... Aşk ile cinsellik, aşk ile sohbet, aşk ile oyunlar, aşkı özlemek her haliyle birbirinden güzel yaşanmışlıkları içerir. Ve bu güzel ve özel anlamları ile aşk, sevgiyi tamamlayan erdemlerden sayılır. Aşkı tanıyan varlıkların hayata bakış açıları değişir. Hayatı bu şekilde algılamanın da olduğunu anlarlar. İçeriği tamamen sevgiye uyumlu olarak düzenlendiği ve yaşatıldığı zaman, işte o zaman gerçek aşk yaşanmış olur.

Arzu Duyusal Özelliği, Arzu Nedir? Arzulamak Nasıl Olur? Arzunun Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Arzu Duyusal Özelliği, Arzu Nedir? Arzulamak Nasıl Olur? Arzunun Felsefi Tanımı

Arzu, bir olayı, durumu kendisine özel olan hisleri ve duygusu ile birlikte, bu his ve duyguların anlamları ile yaşatıldığı, enerjetik bir isteme durumudur. İstekler akla ve mantığa uygun gelecek şekilde olmanın dışında birde arzulanarak istenildiği zaman çok daha güçlü bir şekilde ilgili konu yada durum yaşatılır, istek uygulanması ile ilgili çok daha etkili olur. Bir çok konuya göre değişen arzu çeşitleri vardır. Cinsel arzular, çalışma arzusu, öğrenme arzusu, eğlenme arzusu ve bunlar gibi genellikle erdemsel özelliklerin yapısında bulunabilecek şekilde ortaya çıkarılan isteklerin anlamlarını hisleri ve duyguları ile yaşatma halidir arzular. Ve bu yaşatma halinde aynı zamanda bir çekicilik, mutluluk, haz, pozitif heyecanlar, neşe gibi erdemlerde vardır. Arzu ile ifade edildiği zaman içerisine bunlarında gireceği şekilde istekler şekillenir ve hisler ve duygularla da ifade edilecek şekilde yapılanır. Cinsel arzularda cinselliği isteyen varlık, bunu hissetmeyi kendi enerjetik yapısında yaşatmaya başlar ve bu durum çok daha zevk verici olur. Cinsellikte maksat çok daha zevktir ve zevkin arzular şeklinde istenmesi durumu, cinselliğin çok daha başarılı, hissederek yaşanmasına neden olur. 

Çalışma arzusunda varlıklar, çalışmak isterler, çalışırken mutluluk ve neşe duyar ve çok daha başarılı olur, asla sıkılmaz, yorulmazlar. Arzular ilgili konuların yaşanmasını kıymetlendirecek şekilde etkilere neden olur, yaşanan olayın rahatsız ediciliği arzular nedeniyle bulunmaz. 

Arzuların, ilgili konunun başarılması, en iyi şekilde sonuçlandırılması için muazzam bir etkisi vardır. İlgili konuların bütün hatlarını algılayabilme ve anlayabilme imkanları da yaratır. Arzularla belirlenmiş ve istikamet edinmiş istekler karşısında genellikle başarılar söz konusu olur. 

Ancak dünya şartlarında arzular bir çok olumsuz eylemlere yönlendirilmiş şekilde de yaşatılmaktadır. Bu yüzden her arzulanan şeyin doğru olduğu sonucuna varamayız. Arzularımızı sevgiye uyumlu bir şekilde düzenlemeliyiz. Dünya şartlarının olumsuzlukları içinde yanlış şeyleri arzuladığı için bunun yaşanmasını doğru bulmak tamamen bir hatadır. Bu yüzden arzuların istikametini varlıklar sonuçlarına bakarak, yönlerine bakarak düzenlemelidirler. Arzular, içeriğinde duyguların ve hislerinde bulunduğu istekler anlamına geldiği için varlıklar üzerinde oldukça etkilidir ve sevgiye uyumlu olmayan arzuları varlıklar yok etmelidirler, bu arzuların doğru olmadığını anlayarak, dünya şartlarının olumsuzluklarından etkilenerek ortaya çıktığını bilmelidirler. 

Bunun dışında içeriğinde olumsuzlukların yaşanmadığı ve sevgiye uyumlu olarak ortaya çıkan bütün arzular, varlıkların kendi özellikleri olarak ve aslında bir duyu şeklinde yapılanmış olan oluşumlarıdır. Arzu duyulması gereken konularda bu duyusal özellikleri devreye girer ve istekleri ile bağlantı kurarak bunu arzulamasını sağlar. Kimi varlıklarda erdem şeklinde tezahür etmiş olabilecek ancak genellikle duyusal bir özellik şeklinde bulunan ve bu güzel özellikleri ile sevgiyi tamamlayan erdemlerden sayılan arzular, yaşamı kıymetlendirmektedir ve var olmayı yaşanılır kılmaktadırlar.

Aile Erdemsel Özelliği, Aile Nedir?, Ailenin Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Aile Erdemsel Özelliği, Aile Nedir?, Ailenin Felsefi Tanımı

Aile, bir grup yada belirli sayıda varlığın, oluşumun birbirlerine yaratılışları nedeniyle bağlı olarak ve bununla ilgili birbirlerine çok bağlı ve sevgi dolu şekilde davranarak aralarında bir bütün olma durumunun düşünsel olarak da yaşandığı, aile üyelerindeki annelerinin ve babaların tek olması ve hepsinin O anneden ve babadan olmuşmuş olması gerçeği gibi hakikati içeren ( dünya şartlarında ) ve bunun gibi reddedilmeyecek gerçeklerin olması adına oldukça güzel durumlarında içinde bulunması ile varlıkların toplum olarak yaşadığı yerlerde birbirlerini en iyi şekilde anlayacak, tanımlayacak, bilecek ve sevgiyle davranacak şekilde yaşamalarını sağlayan bir toplumsal kavram, bütünlük, varlıksal gruptur. Toplumlar içindeki birbirine ( dünya yaşamı ile ilgili yaratılış, öncesi değil ) yaratılışları ile ilgili bağlılıkları bulunan en küçük varlıksal gruplardır. Aile olması için o toplumda bir yüksek gelişmişlik seviyesinde olan bir anne yada kendisini başka şekilde tanımlayan ancak tüm aile fertlerinin kendisi etrafında oluştuğunu bilerek onlara yapılan her şeyin kendisine de yapıldığını anlayan ve davranan bir gelişmiş varlık anlayışı içinde olan yönetici, anne, baba, merkezin olması ve sonrasında bambaşka seviyelerde varlıkların yada oluşumların bir bütünlük içinde ancak ayrı ayrı karakterler ve varlıksal özelliklerle bir arada güven ve huzur ve sevgi içinde yaşamaları, ancak aile tanımını yaşatırken söz konusu olur. Varlıklar dünya şartlarında böyle güzel bir oluşum içinde meydana gelmektedirler ve çocukluk gibi çaresizlik zamanları aile kavramı sayesinde güvenli bir şekilde geçmektedir. 

Ebeveynler, aslında kendi başına bir varlık olan insanın dünyaya gelmesi ile O'nunla aile olurlar ve gereken ergenlik çağına gelene kadar bütün sorumluluklarını üstlenirler. Bu durum oldukça fedakarlık, merhamet, çalışkanlık v.b. bir çok erdemi kendi yapısında bulunduran varlıkların uygulayabileceği türden görevlerdir. 

Annelerin ve babaların bu doğal olan çocuk eğitimi, bakımı ve geliştirme sürecindeki görevleri, onların çocukları meydana getirdikten sonra erdem olarak yaşatmaları ve başarılı bir şekilde ve içtenlikle bu görevi yapmaları ile ilerleyen zamanlarda bu görevlerini duyusal bir özellik haline getirmiş olmaları kaçınılmaz olur. Anneler ve babalar, bu duyularının etkisi ile çocukları çok büyümüş olsa bile onları hala çocuk görmek gibi zorunluluklar yaşarlar. Oysaki çocukları gelişim seviyesi olarak onlardan üst bir seviyeye çıkmıştır ancak anne ve babalar, geçmişlerinden gelen bu büyük özveri ve fedakarlık ve daha bir çok erdemsel özelliği içeriğinde barındıran görevlerini duyu şeklinde yapılandırdıkları için bu görevlerinin etkisinden çıkamazlar. 

Bu aynı zamanda oldukça olumlu bir durumdur. Annelik ve babalık erdemlerini kendilerinde yaşatmış olan varlıklar, bir çok olumsuzluktan özel olarak korunmak gibi faydaları kendilerinde yapılandırmışlardır. Sonrasında bu özellik öyle seviyelere gelir ki, varlıklar artık kendi çocuklarının dışında çevresindeki doğaya, hayvanlara, bir çok alana da anne ve baba şefkati ile davranmaya başlarlar. İşte böyle bir çok erdemi kendi yapısında barındıran annelik ve babalık şeklinde davranılan hayat oldukça güzelleşir. Çevresini kendi çocuğu gibi gören bir ebeveyn, çevresinin iyiliğini istemekten başka bir şey yapmaz. 

Bu yüzden annelik ve babalık görevlerini uygulamış olan varlıklar, oldukça şanslı bir erdemi yaşamları boyunca uygulatmışlardır ve içeriğinde farkında olmadan merhamet, fedakarlık, cesaret, çalışkanlık v.b. bir çok erdemi de uygulamaya başlamışlardır. Erdemler arasında içeriğinde en çok başka erdemleri de bulunduran nadir erdemlerdendir, annelik, babalık, aile ve kardeşlik erdemleri...

Annelerin ve babaların sevgisi, bizim anlatmaya çalıştığımız sevgi için örnek verilebilecek kadar temiz bir sevgidir. Karşılıksız ve sürekli vermek ile ilgili olan, karşısındakinin iyiliğini ve güzelliğini istemekten başka amacı olmayan davranışları içeriğinde barındıran sevgidir onların ki. 

Aynı zamanda aileler arasında birde kardeşlik durumu ortaya çıkar ki, bu erdemsel özellikte kendi içeriğinde kardeşlerin birbirlerine güven ve bağlılığını sağlayıcı bir çok unsuru oluşturur. Bu verilen örnekler erdemin olması gereken şeklini ifade etmektedir. Olumsuz eylemlerden etkilenerek günümüz şartlarında bozulan aile anlayışı, tamamen olumsuzlukların etkisi altında kalanların yaptığı yanlışlardır ve kaideler bu yüzden bozulamaz. Aileler de birinin sorun yaşaması diğerinin de sanki kendi sorunu olmuş gibi bu konuda deva araması gibi özverileri yaptıran hisleri yaşatır. Aile fertlerinin problemleri olmaması halinde birlikteliklerinden gayet mutluluk duyduran harika bir bağdır aile kavramı.

Bir örnek ile anneliğin aslında içeriğinde en büyük savaşçılardan bile büyük bir cesareti ortaya çıkaran gücü barındırdığını anlatmak istiyorum: Odamda camdan bakıp etrafı seyrederken, oldukça vahşi olan ve bir kumrunun üç katı büyüklüğündeki karga gördüm, yani kuş, bu karga diğer kuşların yavruları ile besleniyor, yapısı öyle işte, yanılgı dünya hayatının olumsuz halleri, ancak kumruda bir o kadar sakin, nazik, kibar, sessiz ve küçük bir hayvandır... Fakat kumru bir anne...

Karganın kumrunun yavrularına saldırışını ve sonrasında küçücük kumrunun kargayı nasıl kovaladığını gördüm. Normal şartlarda o kargalar kedileri öldürüyor, kumruları öldürmek işten bile değil kargalar için. Ancak kumrunun o andaki yavrularını koruma iç güdüsü, ona bambaşka ve tarifi olmayan bir cesaret veriyor ve karga korkup kaçıyor.. Uzun bir süre küçücük kumru bağıra bağıra karganın peşinden uçtu, karga bir daha yanaşamadı... İşte bu örnekteki gibi kendi potansiyelini aşmasına neden olan bir takım özellikler ihtiyaç anlarında annelerde ve babalarda ortaya çıkıyor. 

Bunun gibi paha biçilmez özellikleri olan annelik ve babalık, dahilinde aile kavramları içeriğinde bir çok özel ve güzel hisleri ve erdemleri barındırmaktadır ve dünya şartlarında varlıklar bu erdemlerle birbirlerine bağlı bir şekilde yaşamaktadırlar. Yozlaşmış olan aile kavramları bu anlatılanlardan uzaktır ve aileler ile toplumlar güvenle ve mutlulukla yaşamayı ancak başarabilirler. 

Aile içindeki anne ve babaların görevleri ve sonrasında çocukların görevleri, her ailenin kendi şartlarına göre değişir ve bu görevler ve sorumluluklar sevgiyle uyumlu olduğu sürece ortaya oldukça mutlu ve bağlı ve birlikte oldukları için kıvanç duyan varlıklar grubu ortaya çıkar. Ve varlıkların kendi varlıksal alanlarındaki bütün enerjileri, özellikleri de kendilerinin ailesi olarak bir tanımla kendilerine ne kadar bağlı olduğu ifade edilebilir ve varlıksal alanlarına bir aile bakış açısı ile davranan varlıklar, onların merkezi olarak gereken özeni ve ilgiyi, bir anne ve baba gibi göstermeliler. Bu güzel ve özel anlamları ile aile erdemsel özelliği sevgiyi tamamlayan erdemler arasında yerini alır.

9 Nisan 2021 Cuma

Çalışmak ve Çalışma Arzusu Erdemsel Özelliği, Çalışmak Nedir? Çalışmanın Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Çalışmak ve Çalışma Arzusu Erdemsel Özelliği, Çalışmak Nedir? Çalışmanın Felsefi Tanımı

Çalışmak, bir olayın sonuçlanması için gösterilen mücadeleler, emekler, özveriler, çabalar ve azimler bütünüdür. Çalışmak, bir düzeninin kendisini idame ettirmesi için olmaz ise olmazlardan biri olan erdemdir. Çalışarak varlıklar gelişirler, gelişimin en gerekli sebebidir çalışmak. Varlıkların yaşamının geleceği için düşünülen projeler, idealler tamamen çalışma erdeminin sonucu olarak bir düzen içinde ortaya çıkarılır. Çalışarak yanlışlar bulunur, çalışarak doğrular anlaşılır. Yenilikler, düzen, gelişim her zaman çalışarak elde edilen sonuçlarla belirlenir. Çalışmak, ilgili olunan konuya dair emekler sarf etmenin dışında da içeriğinde bir çok erdemi bulundurur. Çalışarak kişiliklerin yapılandırılması da söz konusu olur. En iyisini çalışarak bulabiliriz. En doğru sonuca çalışarak ulaşabiliriz. Yaşam başlı başına bir çalışmanın ürünüdür ve aynı zamanda sürekli olarak çalışan bir oluşumdur. Bir konu üzerinde çalışmadan, onunla ilgili eğrisini doğrusunu tam olarak anlayacak şekilde çaba göstermeden, o konu hakkında en verimli sonuçları alamayız. 

Bazı şeyler ve genellikle kıymetli şeyler çalışarak ortaya çıkarılması şeklinde bir tarzda yapılanmışlardır. Mesela bu bilgiler bütünlüğü çalışması, çok uzun zamandır Vil Solivyes'in üzerinde çalışarak ve itina ile gözlemleyerek, düşünerek, emek ve çaba, mücadele sarf ederek ortaya çıkardığı bilgiler bütünüdür ve bu bilgiler, Vil Solivyes çalışmaydı, mücadele ve çaba göstermeseydi şu an olmayacaktı ve çalışma, bu şekilde yeni bilgilerinde ortaya çıkması gibi bir çok özellikleri ile oldukça önemlidir ve varlıklar için tüm zamanlar boyunca bu erdem kendilerinde yaşatılacaktır ve dünya şartlarında sıkıntılı şekillerde de ola gelen çalışma erdemi, aslında dünyanın kısıtlanmış duyusal özelliklerinin dışında, çalışma arzusunu aktif bir şekilde kullanabiliyor olsaydık, bütün işlerimiz, çalışmalarımız büyük bir arzu ve şevk ile yapılırdı. 

Normal de olması gerekende budur. Çalışmalar sonrasında elde edilecek olan şeylerin mutluluğu, o çalışmayı arzuyla yapmaya nedendir. Çalışma erdemini bütün varlıklar kendilerinde en başından kabul edercesine bütünleştirmelidirler. Varlıksal alanlarını bile çalışmadan varlıklar düzenleyemezler. Çalışmak, varlıkların var oldukları tüm zamanlar boyunca her zaman uygulayacakları bir erdem olarak kendi varlıksal alanlarında bulunmalıdır ve bu güzel haliyle, varlıkların kendilerini işlemesini sağlayan özellikleri ile sevginin içindeki yerini alır. 

Çalışma arzusu ise, çalışmakla ilgili haz ve mutluluk duyulmasını sağlayan, çalışmayı haz verici bir istekle istemesine neden olan, çalışmak erdeminin bütün anlamlarını hatırlatan ve çalışmanın kolay, faydalı, gerekli, önemli, zevkli, zaruri ve sevgi ile ilgili olan bir erdem olmasını da hatırlatarak ve bu bilgilerle her zaman, eğer yapması gereken bir iş varsa mutlaka bu şekilde yapmasını sağlayan arzusudur, çalışma arzusu. Dünya şartlarında bedensel zorunluluklar yüzünden bu arzu tam istenildiği gibi kullanılamasa da, varlıklar bu arzunun ortaya çıkarılması için gerekli nedenleri, bilgileri kendilerinde oluşturduklarında çalışma arzusunu hissedebilirler ve böylelikle bütün işlerini şevkle yapabilme halini tadabilirler. 

Duyuların kısıtlanmasının kalkması şeklinde bir yapılanma ile bu arzunun varlığını bilen varlıklar, bu tanımla kendi varlıksal alanlarını buna göre yapılandırarak yaşama fırsatı bulabilirler. Çalışmak, çalışma arzusu her haliyle sevgiyi tamamlayan erdem olarak bulunur. Ve uzun bir süre çalışmak konusunda deneyimleri olan varlıkların bu özellikleri duyu olarak yapılanabilir.

Objektif Bakış Açısı Erdemsel Özelliği, Objektif Bakış Açısı Nasıl Olur, Objektif Davranmak Nedir? / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Objektif Bakış Açısı Erdemsel Özelliği, Objektif Bakış Açısı Nasıl Olur, Objektif Davranmak Nedir?

Objektif bakış açısı bir olayı, konuyu taraf tutmadan bütün yönleri ile görerek, ilgilenerek, algılayarak, öğrenerek, dinleyerek sonuca varma durumudur. Mesela, varlıklar arasında bir konu yüzünden iki kişi fikir ayrılığına düşsün, ancak 3. kişi, birinin dostu ve aralarından su sızmıyor olsun ve bu fikir ayrılığı konusunda O'nun görüşü önemli olsun. Ve bu 3. kişi dostunu ve dostluğunu düşünmeden objektif, tarafsız olarak olayları inceleyerek kendi kararını söylerse, bu objektif bakış açısı ile davranmak anlamına gelir ve bu haliyle bir erdemi uygulamış olur. Ancak sırf dostu olduğu için öyle düşünmediği, inanmadığı o fikir ayrılığı söz konusu olan olayı, dostunu memnun edecek şekilde yorumlamışsa, objektif bakmaktan uzak, içerisinde olumsuz eylemlere de temas eden tavırlarında olması söz konusu olan bir karar vermiş olur. Varlıklar arasındaki ilişkilerde her konuda gereken şekilde objektif ve tarafsız düşünmek gereklidir, obsedörler ve benzer amaçlı varlıklar dışında. Onlara karşı nasıl davranılması gerektiği '' İyi ve Erdemsel Bilgilerin, Olumsuz Eylemleri Yasaklayıcı Bilgilerin Uygulanması Metodunu Açıklayan Erdemsel Özelliği '' bilgisinde açıklanmıştır. Ancak onlar dışındaki varlıklar arasındaki bütün sorunlarda objektif bakış açısı aynı zamanda adalet ve eşitliği de temsil eden bir bakış açısı olur. 

Ve objektif olmayan varlıklar, memnun etmeye çalıştığı varlık yada alanlar yüzünden gerçekleri açıklamadığı için haklı fikrini ispatlayamayan varlığın bu durumunun sorumluluğunu da almış olur. Bu sebeple varlıklar gereken yerlerde objektif bakış açısını kullanarak hareket etmelidirler, bu oldukça düzenli bir uygulamadır. 

Ancak bu bir gelişmişlik ölçüsü olarak da varlıklarda kendisini gösterir ve bu güzel uygulama haliyle sevgiyi tamamlayan erdemlerden sayılır. 

Herkesin bir olduğu ve sevgiyi hedef almış olan yaşamları bulunan varlıklar arasında yaşanan bütün sorunlar, objektif bir bakış açısı ile değerlendirilmelidir, taraf tutulmamalıdır. Hatalar ve sorunlar bu şekilde de ortaya çıkarılır. Böyle davranmanın dışında kararların içine olumsuz eylemler girer ki, o zaman varlıklar tamamen sevgiye ters bir uygulama içinde olurlar. Böyle bir erdemin varlığından haberi olan varlıklar, kendilerinde bu erdemi yaşattıklarında, varlıksal alanlarında gereken yapılanma sağlanır ve zamanla objektif bakmayı bir yaşam tarzı haline getirirler. Oldukça fazla düzen getiren özellikleri ile sevginin içindeki yerini alır.

♫ Chill Out, Ambiyans Müzik, Mind And Eye Journey, Emily A. Sprague, Chi...

Anti Obsedörlük Erdemsel Özelliği - Anti Obsedörlük Nedir?, Anti Obsedör Olmak Ne Demektir / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Anti Obsedörlük Erdemsel Özelliği, Anti Obsedörlük Nedir?, Anti Obsedör Olmak Ne Demektir 

Obsesyon, takıntı şeklinde kelime anlamı olarak bilinse de, felsefi anlamda etki altında olmak, kalmak olarak kullanılır. Obsede etmekte, bir yeri, varlığı, alanı etkisi altına almak anlamında kullanılır. Bu etkileme durumu etkilenen alanın iradesini kontrol etmek şeklinde bir uygulamayı sağlamaktadır. Böyle etkiler yapan alanlara, varlıklara, organizasyonlara da obsedörler denilmektedir. Yani obsesyon, etki altına alarak iradesini kontrol etme olayı, obsede ise etki altında kalarak iradesini teslim etme durumu, obsedörlerde bunları yapan varlık ve alanlara verilen isim olarak tanımlanır. Obsesyon, günümüzün en tehlikeli konularından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Obsedörlerin nasıl yok olma hali yaşayan varlıklar olarak sizlerin peşinde olduğunu daima hatırlatan, onların oyunları ile düzenlenen sahte yaşam alanlarının içerisinde sizler içinde bir yaşam oyunu düzenlenmesine izin vermeyen, iradenizin kesinlikle obsede edilmesinin söz konusu olmayacağı erdemleri sizin yeri ve zamanı gelince algılayarak yaşamanızı sağlayan, varlıksal özelliklerinizin yerlerini bilerek onların sadece sizin hakkınız olan özelliklerde oluşumlar olduğunu bildiren ve bir şeyin antisi demek, o şeyin tam tersi olacak şekilde ve bulunduğu yerde anti olduğu konunun da anlamını yaşatması ile obsedörlüğün tam zıttı olacak şekilde çalışmalar yapan ve bu özellikleri ile erdemleri koruyan ve size, tüm varlığınıze en faydalı olan erdem olarak varlıklarda tezahür eden yeni tanımlama, sıfat, varlıksal erdemdir. Anti obsedörlük, sizin iradenizi teslim almaya çalışan ve bu yolla sizleri kullanmak isteyen her şeyin önünde durabilmenizi sağlayan harika bir erdemdir. 

Bu erdemi kendi varlıklarında yaşatan varlıklar, iradelerinin kıymetini bilmekle birlikte sevginin uygulayıcısı olma yolunda kararlı olurlar. Varlıkları olumsuz etkileyen ve sevgiyi yok eden bütün olumsuz eylemlere karşı olunmasını ısrarla bildiren anti obsedörlük, tam bir sevgi uygulayıcısı olmayı da hedeflemektedir. 

Bu tanımları kendi varlığında uygulamaya sokan varlıklar, her an bu konunun dikkati ile yaşayarak çevrelerinde bu gibi olumsuz durumların oluşmasına izin vermezler ve zamanla artık alışkanlık ve uygulanması nedeni ile karakter haline gelir ve duyu olarak yapılanması da varlıkların inanması, istemesi ve benimsemesi ile gerçekleşir. Varlıkların iradelerini teslim almaya çalışan, sevgiyi yok etmeye çalışan bütün eylemlerin ve varlıkların ve alanların ve organizasyonların karşısında duran erdemin ismidir anti obsedörlük. Ve bu güzel anlamları ile sevgiyi tamamlayan erdemlerden biri olarak bulunur. Kendi anlamlarınca oldukça değerli ve kıymetli erdemlerden biridir varlıklar için. Bütün erdemlerin bir bütün olması durumu, bu erdemin bütün erdemlerin varlığını koruması şeklinde bir tanımla aralarındaki yeri açıklanabilir. Bu erdem varlıkları korumak, savunmak ve kendilerine sahip çıkmalarını açıklaması ve uygulaması ile ilgili olarak diğer erdemlerden farklıdır. Varlıkların kendilerini anti obsedör olarak tanımlaması bile bu konuda kendilerine anlamı ile ilgili güç katacak özelliklerde bir erdemdir.