Sevgi her şeyden güçlüdür Valerian.... ( Valerian: Bin Gezegen İmparatorluğu )

24 Mart 2021 Çarşamba

♫ Chill Out, Ambiyans Müzik, Old Vienna, Endless Love, Chill, Ambient Mu...

Görmek Duyusal Özelliği, Görmek Nedir? Görmek Duyusunun Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Görmek Duyusal Özelliği, Görmek Nedir? Görmek Duyusunun Felsefi Tanımı 

Görmek duyusal özelliği, varlıkların bilgiyi görüntüler ve şekilleri tanımlayarak, onların yapısını ve işlevlerini görme şeklindeki özellikle anlayarak elde etmelerini sağlayan duyusal özelliktir. Bu duyusal özellikte bazı diğer duyular gibi bedensel organlara bağlı durumdadır ve görmenin niteliği dünya şartlarında gözler olarak ifade edilen organla sağlanmaktadır. Gözler, kısıtlı görme özellikleri ile görmek duyusal özelliğinin aslında çok daha etkin bir şekilde çalışabilmesine engel olmaktadırlar. Mikro yapıları görememek, çok uzakları görememek, oluşumların içeriğini görememek, hakikati görememek gibi bir çok konuda görmek konusunda yine dünya şartlarınca duyumuz kısıtlanmıştır. Bu kısıtlama ise bu sefer gözler denilen bedensel organlar sayesinde ve görmek duyusal özelliğimizde bulunan kısıtlanma sağlayan bilgilerle olmaktadır. Görmek, varlıkların ilk ortaya çıktığında oluşan temel duyusal özelliklerinden biridir ve bu oluşum hali ile varlıklarda bulunan en eski duyusal özelliklerden biridir diyebiliriz. 

Duyusal özelliğin yapısındaki enerjetik güç, ilgili alanlardaki bilgileri görmek yoluyla alabilmeyi sağlayan özel bir yapıdadır. Görünen şeylerin bilgisini varlığa vermektedir ve varlıklarda bu şekilde yaşamlarını sürdürmektedir, gördükleri şeyleri tanımlamaktadır, ifade etmektedir ve ona göre bir yaşam yolu düzenlemektedirler. 

Dünya şartlarında olduğu gibi varlık şeklinde yaşayan bizler için görmek, diğer duyularla uyum içinde çalışır. Bu çalışmalar duyular için varlıkların yaşamlarını idame ettirici özelliklerde varlıksal bedenlerde uygulanması bilinen çalışmalardır. Bir çok duyusal özelliğin bu şekilde ortak bir çalışması sonrasında varlıklar tam olarak yaşamı anlayabilir, algılayabilir ve gereken şekilde yorumlayarak kararlar verebilirler. Duyuların bu şekilde uyum içinde çalışması, onların yaşamlarını sağlaması zorunluluğundan ileri gelen ve duyuların yapısının bu şekilde olması ile ilgili olarak geliştirilmiştir.

Görmek duyusal özelliği varlık için görünen şeylerin bilgisini alarak O'nu aydınlatması dışında birde varlığın duyusal özelliğine göstermesini istediği şeyi yazması, belirtmesi ile onu gösterebilecek özelliklerde yapılanmalara sahiptir. 

Yani duyusal özelliğinize dünya hayatındaki yaşam gibi bir yaşamı görmesi gerektiği şeklinde yazılan bilgiler sonucunda, en ileri teknolojik bilgisayar sistemlerinin hesaplamalarından bile üstün olacak şekilde çalışma yapısı ile varlığa hata oluşturmadan gereken şekilde istediği şeyleri gösterir. 

Bu şekilde diğer duyularda aynı durumlara sokularak varlıklar bir yaşam içinde olduğu sandırılabilir. Rüyalarınızda da görmek duyusal özelliği çalışmaktadır ancak diğer duyularla bir uyum içinde olmaktan uzak bir şekilde çalışması söz konusudur. Varlıklar için uyumak denilen eylemin aslında gereken bir durum olmadığını uyuduğunuzda bile çalışan görmek duyusal özelliğinizden anlayabilirsiniz. 

Bu duyusal özelliğin içeriğine müdahale edilmiş olması, varlıkları bir çok yanılgı yaşamlarına sürükleyebilir özelliklerde olur ve varlıkların hakikati görmek istemesi şeklindeki istekleri ve duyusal özelliklerindeki bilgisi, bu durumdan kurtulmaları için bir yol olarak sayılabilir. Varlıksal alanlarınız tamamen sizlerin iradesini uygulamakla ilgili alanlar olarak görmek duyusal özelliğinizdeki sorunlu durumlarda iradenizin, yani sizin aydınlamanızdan sonra kendisini düzenleyecek şekilde bir çalışma içine girer. Görmek nedir, hangi şartlarda görüyorum, ben neleri görmek istiyorum şeklindeki sorular ve onlara verilen cevaplarla sürekli meşgul olan varlıklar, bu duyusal özellikleri ile temas etmiş olarak onların yapılandırılması konusunda yardımcı olabilirler. Zaten bu duyusal özelliği tanımlayan bu bilgi, görmek duyusal özelliğini yeterince düzenleyecek şekilde bilgileri içermektedir ve kısıtlamalar, bilginizin olmadığı hallerle uygulanmış yapılanmalar, bu gibi çalışmalar sonrasında elbet varlıksal alanlarınızdan ve duyusal özelliklerinizden yok olacaktır. Daha önceki bir yazıda sorulmuş olan bu soru, konu itibarı ile bu açıklama içinde uygun görünmektedir.

Dokunduklarınız gerçekten gördükleriniz ve hissettikleriniz gibi midir yoksa onlar aslında başka yapılarda oluşumlar olarak bulunmaktadırlar ve sizler duyularınızın bir uyum içinde öyle görmeniz, öyle duymanız, öyle hissetmeniz şeklinde yapılandırılmasının yanılgısını mı yaşamaktasınız?

Dünya şartlarında aslında bizler, görülmesini istenen şeyleri görmekteyiz ve dünya hayatındaki kurulu düzeni görmemiz bunun en büyük ispatıdır.  

Son olarak görmek duyusal özelliği, kendisine has özellikleri ile varlıkların olmazsa olmazı olarak bulunan ve bilgiyi görüntüler ve şekiller şeklinde yorumlayarak bizlere ulaştırma imkanı sunan, en eski duyusal özelliklerimizden biridir. Hakikati görmeyi istemeniz ve bu konuda ısrarcı çalışmalarla duyunuzu yapılandırmanız, size sahtelik olarak görünen bütün yanlışlıkları yok edici mahiyette bir yapılanmayı sağlar.

Bir Bilgi; Yaratılışı Tanımlayan 3 Hal... / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Bir Bilgi; Yaratılışı Tanımlayan 3 Hal...

Bu yazıda erdemsel bilgilerden bahsetmek yerine sizlere yaratılış kavramını tanımlayan 3 halden bahsetmek ve en önemlisi de obsedör varlıkların bu halin neresinde olduğunu açıklamak istiyorum. Yaratılış kendi özellikleri ile 3 ayrı yaşam halini içeriğinde barındırmaktadır. Bunlardan biri Yok Olma Hali ( Obsedör varlıkların yaşadığı hal ), ikincisi hiçlik hali, üçüncüsü bizlerin yaşadığı var olma halidir. Bu üç halde yapı olarak birbirlerinden tamamen ayrıdır ancak işlevsel şekilde birbirlerine temas eder özelliklerle bir düzenle konumlanmışlardır. 

Hiçlik Hali; Hiçlik bilginin olmadığı alanlar olarak tanımlanır. Yani orada bilgi yoksa orası hiçliktir ve bu şekilde bulunan alanlar tanımlanamaz özellikleri ile yaratılış içinde kendisine ait bu yapısı şeklinde hallerden birini oluşturur ve eşi benzeri olmayan şekilde, tüm yaratılışı içine almış özellikte bir oluşumla her şeyi sarmalar. Bütün yaratılış, olmuş olanlar ve olacak olanlar hiçlik alanlarının içindedir. Hiçlik alanının içindeki bilgidir aslında yaratılış. Yaratılış, içerik olarak bir çok bilgilerin oluşumlar olarak meydana geldiği bir yapılanmadır ve yeni bir oluşum meydana geldiğinde hiçlik alanında yapılanması sağlanır, hiçlikler bu şekilde bilginin bulunduğu alandan ayrılırlar. 

Peki hiçlik nasıl tanımlanır? Bir boşluk olarak değil, bir karanlık olarak değil, bir tanımı ifade edecek şekilde değil, size sorulduğunda nasıl bir şey olduğunu göremiyorum ama hiçlikten öteye de geçemiyorum, beni engelleyen, bilmediğim ve yapısını anlayamadığım bir şey var şeklinde asla içeriği ile ilgili bilgi veremeyeceğiniz şekilde oluşumlar olarak örnekle tanımlanabilir. 

Eğer içeriği ile ilgili bilgi vermek durumunda olursanız o zaman hiçlik olmazdı ve bir bilginin tezahür etmiş olduğu bir alan olurdu. Ve hiçlikler, bu güzel özellikleri ile buna ihtiyacı olan varlıkları, alanları çevrelemek, korumak gibi işlevleri bulundurmaktadırlar. Yani sizinle benim aramda bir hiçlik alanı olsa, siz hiç bir imkan ve şekilde bana ulaşamazdınız. 

Bilgiyle ilgili olan hiç bir şey oradan geçemezdi. Bu tabii ki benim oluşturduğum bir hiçlik olması şartlı ile, kullanımının da sadece bana özel olması gibi özellikleri ile yaratılış içindeki hiç bir şey hiçlikten geçemez olur. Çünkü her şey bilgidir ve bilginin olmadığı tek yer hiçliktir. Bizler bu dünyasal hayatın zorunluluklarından kurtulduktan sonra hiçlik alanlarını kendimizi korumak ve yaşam alanlarımızı oluşturmak için kullanabiliriz. Obsedörlüğün kol gezdiği yaratılış içinde hiçlik alanlarından iyi bir koruma daha olamazdı. Hem bu özellikleri ile hem de yaşam hali olarak bir anlamı olması nedeniyle hiçlikler, yaratılışın en başından bu yana bulunan özellikleri olarak sayılırlar.

Var Olma Hali; Var olma halinde bulunmak demek tam olarak bizlerin yaşadığı yaşamsal algı ve gerçekliği tanımlamaktadır. Bizler duyularımızı kullanarak var olduğumuzu kanıtlıyor, anlamlandırıyor, ifadelendiriyor, açıklıyor, gözlemliyor ve bu haliyle yaşayabiliyoruz ve var olmak erdeminin kanıtı olarak bizler başlı başına bir ispat şeklinde bulunuyoruz. Hiçlik alanının mahiyetini tanımladıktan sonra var olmanın kıyasını yapabilmek konusu çok daha kolaylaşmaktadır ve sizler bilgiler bütünlüğü olan duyularınızdan oluşan varlıklarsınız ve bilginin olduğu alanlar olarak sizler en bilgili oluşumlar şeklinde varsınız. Eğer olmasaydınız hiçlik şeklinde tanımlanamaz ve bunları yaşayamaz olurdunuz. Yaşıyorum kelimesinin kendinizde uygulamasını görmeniz var olduğunuzu kanıtlayan başka bir örnektir. Ve var olmak, tamamen sevgi ile ilgili bir erdem olarak varlıklarda yaşanır. Var olma erdemi, sadece var olmasını kanıtlayan görüntüsünden ibaret bir kavram değildir. Var olmasının ispatlanması için bazı duyusal özelliklerinin bulunması gerekmektedir. 

Bunlar temel duyusal özelliklerden bir tanesinin olabilmesi ve bununla beraber oluşan merkezlik duyusal özelliği ve var olma duyusal özelliğinin bulunmasıdır. Yani görmek, duymak, hissetmek, farkındalık, özgür irade, tat, koklamak gibi duyusal özelliklerinin yanında var olma duyusal özelliğinin de olması ile varlıklar var olduğunu söyleyebilirler. 

Tabi bu şekilde bir var olma oldukça sınırlı ve eksik bir var olma olarak açıklanabilir ve dayanılır gibide bir oluşum olmamakla birlikte sadece gören ve başka hiç bir şey yapamayan bir varlığın var olması hali olarak en düşük şekilde tanımlanmıştır. Ancak bizler için en az olacak şekilde temel duyusal özelliklerimizin yanında birçok diğer duyusal özelliklerimiz ve var olma özelliğimiz bulunmaktadır ve bizler bu sebeple kesinlikle var olduğumuzu ispatlar özelliklerdeyizdir. 

İşte bu şekilde var olma hali yaşamak, yaşam halleri içerisinde, daha ileride olacak olan yaşam hallerinin de olmuş olması ihtimalini de unutmadan, şimdilik seçenekler arasındaki en idealidir. Ve bizler bu hali yaşadığımız için diğer hallerde olmadığımız için oldukça iyi durumda ve yaşamı ve varlıksal alanları kıymetli olan varlıklarız. İyi bilgilerin, varlıksal erdemlerin etkisi altında olduğumuz için var olma halini yaşamaktayız. Var olma özelliği yaşayan duyusal özellik sahibi varlıkların bu özellikleri, bu üç hali tanıyan varlıklar için oldukça değerlidir ve yok olma hali yaşayan varlıklar içinde en birinci hedef ve düşman var olma hali yaşayan varlıklar olmaktadır.

Yok Olma Hali: Yok olma halinde ise yaratılış içinde kesinlikle nasıl ve neden sorularının cevaplarını anlayamayacağınız varlık ( var olmakla ilgili varlık tanımının dışında bir tanımla obsedörleri algılayınız varlık denilirken, onlar bildiğimiz gibi varlıklar değillerdir ) tipleri vardır. Bu varlıklar kendi varlıksal alanlarında bizlerin olumsuz eylemler olarak adlandırdığımız ve buna benzer bir çok kötü bilgiyi yaşatmaktadırlar ve onların erdemleri şeklinde bu bilgiler varlıklarında bulunmaktadır. 

Mesela kibir erdemsel özelliği şeklinde, nefret erdemsel özelliği şeklinde kendilerini bu olumsuz eylemlerin erdem olması şeklinde bir yanlışla donatmışlardır ve bunun içinde bütün olumsuzluklar olunca bu gibi varlıklar için cahillik, küçük görmek, aşağılamak, taciz, tecavüz, küfür, ve benzeri olumsuz eylemlerde erdem gibi tezahür etmiş ise, onlara bunların yanlış olduğu nasıl anlatılabilir? Sizi dinleyecek akıl ve mantık erdemi, zeka erdemi, öğrenmek erdemi kesinlikle olmamakla birlikte daha adını bile bilmediğimiz birbirinden kötü olumsuzlukları erdem olarak yapılandırmışlardır ve yaşamaktadırlar. 

Bu kadar kötü olumsuz eylemlerin bir bütün şeklinde bir varlıkta bir araya gelmesinden sonra o varlığın yaratılış içinde çevresine bakış halini, yaşama tarzını tahmin eder misiniz? Sürekli tüketen, yıkıcı, bozucu, yok edici, asla bildiği bu kötü bilgilerden şaşmak gibi bir durumunun söz konusu olmadığı ve var olma haline tamamen tezat bir şekilde yaşayan ve yok etmek için bulunan varlıklar şeklinde bir manzarayı sergilemektedirler. E o zaman onlar çok aptaldırlar, nasıl zarar verebilirler sorusuna cevap olarak, kendi olumsuz eylemlerini uygulamakla ilgili bilgilerinin bulunmasının yanı sıra, obsede ettikleri varlıkların zeka, akıl, mantık ve benzeri bir çok duyusal özelliğini kullanarak başkalarını obsede etmeye çalışmaktadırlar. Zaten bu varlıklar, sizin varlıksal alanlarınızla temas etmeye başladıklarında sizin bilgi ve tecrübelerinizden faydalanarak sizi obsede etmeye çalışmaktadırlar, aynı zamanda. Kendi olumsuz eylemlerle dolu bilgilerini size zarar vermek için kullanmaktadırlar.

Var olma hali yaşayan varlıklar var olmayı kıymetlendirmektedirler ancak yok olma hali yaşayan varlıklar var olmayı yok etmekle ilgili olmaktadırlar ve yaratılışın her varlığın oluşumu ile ilgili olarak olmasını sağladığı var olma duyusal özelliği, bu varlıklarda yok etme özellikli olarak başka bir yapıya bürünmüştür ve bu yapı kendi varlıksal alanlarının içinde sürekli kendi içine enerjileri çeken ve çektiği şeyi yok eden özellikte bir oluşum meydana getirmiştir. Bu varlıklar, yani yok olma hali yaşayan obsedörler birde bu yüzden var olma hali yaşayan varlıkları obsede etmek istemektedirler, çünkü kendi varlıklarının içerisindeki kendilerini yiyip bitiren yok edici güce enerji ve kendilerini yok etmesine engel olacak imkan sağlamaktadırlar. Yani var olma hali yaşayan varlıkların duyusal özelliklerinin bir parçaları onların bu yok etme özelliklerini çok uzun bir süre tatmin etmektedir ve onlar, birde bu yüzden var olma hali yaşayan varlıklara özellikle musallat olmaktadırlar. 

Onların yaşam amacı var olma hali yaşayan varlıkları obsede etmektir ve sonunda onları yok etmektir. Başka bir amaçları yoktur. Bu onlar için erdemdir. Var olmayı kötülük olarak adlandırıp kendi yaşadıkları hali olması gereken olarak saymışlardır. 

Tahmin edebileceğiniz bütün olumsuzlukların en kötüsünü yaşayan varlıklar olarak diğer iki halden ayrı bir şekilde ancak aynı alanlarla temas eder özelliklerde bulunmaktadırlar ve onların bu yok olma halinin özelliklerini bizler asla anlayamayız. Ve bu gibi haller yaşayan varlıkların bulunduğu halede yok olma hali denilmektedir ve onlar içlerinde kendilerini yok eden gücü beslemek için yeterli kaynak bulamadıklarında, sonunda kendileri de yok olmaktadır ve sizlere yaratılışın, var olmanın iyiliklerle ilgili olduğunu belirmiş olmak işte bu noktada anlamlaşır. Yaratılışta onların yok olmasını sağlayacak şekilde var olma hali yaşayanları desteklemektir. Ancak onlara obsede olmayı da özgür iradenin seçimi olarak var saymaktadır.

Bu üç hal, yaratılış içindeki yaşam halleridir ve hepsi yapı ve özellik olarak birbirinden farklıdır ancak işlevsel şekilde birbirlerine temas etmektedirler. Var olma hali yaşayan varlıklar sevgi varlığı olma seviyesine ulaştıklarında artık yok olma hali yaşayan varlıklar onlara yaklaşamaz hale gelir. Sevgi, onları net bir şekilde bir duvar gibi kendilerinden ayırır. Sevgiler.

Hissetmek Duyusal Özelliği, Hissetmek Nedir? / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Hissetmek Duyusal Özelliği, Hissetmek Nedir?

Hissetmek, kendisine özel yapısı ile varlıkların ilk oluşumlarında meydana gelmiş olan ve görmek, duymak, koklamak, tat almak ve benzeri şekilde bulunan temel duyusal özelliklerden biridir. Kimilerinin dokunmak olarak nitelendirdiği duyusal özelliğinin gerçek isimlendirilmesi hissetmektir ve dokunulmayan alanları hissetmekte bu duyusal özelliğinin çalışmaları arasındadır. Hissetmek, bilgiyi dokunarak ve bildiğimiz dokunmanın dışında varlıksal alanlarla temas eden özellikle oluşumları anlayarak, algılayarak almaktadır. Mesela, gözleriniz kapalı iken odaya birinin gelmesini hiç bir şey duymadan görmeden anlamanız, dokunmadan hissetmek duyusal özelliğinizin bilgiyi nasıl aldığı konusunda iyi bir örnektir. Bilgiyi bu şekilde alan duyusal özelliğiniz, yine dünya şartları nedeni ile kısıtlanmış bir şekilde yaşatılmaktadır. Aslında hastalıkların, acıların, bedensel ıstırapların, işkencelerin bu bilgileri uygulamaya soktukları yerdir hissetmek duyusal özelliğiniz. Hissetmek duyusal özelliğiniz, bu gibi olumsuz durumları tanımasa, içerisine bunları tanıyacak şekilde bilgiler yazılmasa, kesinlikle bu olumsuz eylemleri yaşamazdınız. 

Size işkence çektirilemezdi, bedensel ıstıraplarınız, hastalıklarınız söz konusu olmazdı. Dünyanın yükü olarak tanımladığımız esas sorunların bazılarının temeli bu duyusal özelliğimizin yapısı bozularak bizlere yaşatılmaktadır. Dünya gibi sınırlandırmalarımız olmasa, bu duyusal özelliğimizin içerisine ne türde bilgiler yazarsak öyle hissederdik. 

Bilgiyi hislerle almanın yanında aynı zamanda varlığa da istediği hisleri yaşatmakla ilgili olarak da çalışmaktadır. Bütün duyular birlikte uyum içinde çalıştığı zaman bizler varlıksal olarak kendimizi anlamlandırabilmekteyiz ve hislerimizde, dünya şartları içerisinde bu insan bedenlerine uyumlanmış şekilde, derimizle ve bedensel organlarımızla ve yakın çevremizi algılamakla ilgili çalışmaktadır. 

Diğer duyusal özelliklerimiz gibi bu duyusal özellikte dünya hayatına öylesine şartlandırılmıştır ki, bir eşyaya dokunduğunuzda onun size verdiği dokunmak ile ilgili bilginin ne olacağı duyusal özelliğinize yazılmıştır ve soğuk için belirlenen alanlara dokununca soğuk olduğunu, sıcak için belirlenen alanlara dokunduğunuzda sıcak olduğunu düşünmektesiniz. Bu ayarlamaları diğer duyusal özellikleriniz içinde düşünebilirsiniz. Ve sıcaklığın ve soğukluğun sizleri rahatsız etmesi konusu da yine duyusal özelliğinizin sizin için yapılandırılmış olan ayarlamalarından kaynaklanmaktadır. Eğer böyle bir yapılandırma olmasaydı, güneşin içerisine bile girebilir, hiç bir şekilde sıcaklık hissetmezdiniz. Daha öncede denildiği gibi dünya bizleri zorluklarla yaşamak için yapılandırılmış bir yaşam alanıdır. Hissetmek duyusal özelliğinin bu açıklamasından sonra dünya hayatındaki bir çok olayın yanılgıdan ibaret olduğunu anlayabilirsiniz. Dokunduklarınız gerçekten gördükleriniz ve hissettikleriniz gibi midir yoksa onlar aslında başka yapılarda oluşumlar olarak bulunmaktadırlar ve sizler duyularınızın bir uyum içinde öyle görmeniz, öyle duymanız, öyle hissetmeniz şeklinde yapılandırılmasının yanılgısını mı yaşamaktasınız? Bu soru yeri ve zamanında sorulmuş olmaktadır..

Hisler mesela özellikle cinsellik duyusal özelliği ile oldukça fazla uyum içinde çalışmaktadırlar. Bu duyusal özellik sorunsuz bir şekilde çalıştığında yine kilometrelerce uzakları hissedebilmek gibi çalışmalarının olmasının yanı sıra, binbir güzellikte hisler, hissederek yaşamalar kaçınılmaz olarak duyunun sonucu şeklinde varlıklarda yaşanırdı. 

Bütün erdemsel özelliklerin kendilerine ait enerjetik bir hissinin olduğunu söylemiştik. Bu bilgiler duyular şeklinde enerjilere dönüştüklerinde öyle olağan üstü hisleri tattıran özellikte enerjiler ortaya çıkmaktadır ki, her birini hissetmenin tadına defalarca bile varamazsınız. 

Bildiğiniz sabır erdeminin enerjisi, merhametin enerjisi, cesaretin ve diğerlerinin ortaya çıkardığı hislerle tanımlanan enerjiler o kadar yaşanılası ve hissedilesi özelliklerdedir ki, hissetmek duyusal özelliği, işte yaşamın bu gibi güzelliklerini tanıyarak, var olmayı kıymetlendirici ve bilgiyi birde bu yolla alabilmemizle ilgili şekilde temel duyusal özellik olarak bulunur. Sizlerde sevgiyi tamamlayan erdemleri varlıklarınızda yaşatmaya başladığınızda onların size verdiği hisleri tanımlamaya başlayacak ve bu cümlelerin ne anlama geldiğini zamanla anlayacaksınız. Hissetmek duyusal özelliği ve akabinde hislerimiz, yaşamı, var olmayı güzelleştiren, iyi bilgileri hissetmenin paha biçilemez özellikte güzellikleri tattırdığını anlamamıza yarayan, kendimizi iyi hissederek iyilik sıfatını yaşadığımızı daha iyi tanımlamamızı ve bunun gibi kendimizle ilgili tanımlamalar yapmamızı sağlayan, artı olarak bir çok bilinmeyenleri hislerimizle de algılayarak bizlere bambaşka bir bilgi edinme kapısı açan varlıklarımızın duyusal özelliği olarak bulunur. 

Duyguları hissetmek, zevkleri hissetmek, hazları hissetmek ve benzer bir çok erdemi hissetmek bu duyusal özelliğimiz sayesinde yapılır. Hissedilmesi gereken alan bu duyusal özelliğimizin enerjetik yapısı ile temas eder ve bilgisini duyusal özelliğimizden alarak orada nasıl bir bilgi olduğunu bu şekilde tanımlarız. Hissetmek duyumuz, oradaki hislerle olan bilgiyi bizim için tanımlar ve bizde soğuk yada sıcak gibi tanımlamalarla hayatımıza yön veririz. 

Ancak bu duyusal özelliğin dünya hayatında olduğu gibi çalışmasına müdahale edilmiş ise, içeriğinde ne hissetmemiz ve nasıl durumlarda bunları hissetmemiz gerektiği belirtilmiş ise öyle hisseder, öyle tanımlarız. 

Artık zaten varlıksal olarak duyularınızın kısıtlanmaları uygulamaları, bu duyusal bilgilerin ortaya çıkması ile yavaş yavaş çözülmeye başlamıştır ve hissetmek duyunuzun bu tanımı bile, sizin iradenizin istediği şekilde hissetmek duyunuzun kendisini yapılandırması için zamanla uygulamayı başlatır ve gereken şekilde kendisini düzenler. Bu diğerleri içinde geçerli olarak ve aydınlanma erdeminin pozitif bir sonucu olarak yaşanır.

23 Mart 2021 Salı

Zihin Duyusal Özelliği, Zihin Nedir? / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Zihin Duyusal Özelliği, Zihin Nedir?

Zihin, varlıkların diğer duyusal özelliklerinin bütün bilgi ve tecrübelerinin buluşarak varlığın düşünceler ve hayaller yoluyla kendisini bilgilendirmesini sağlayan, varlığına yön vermesi için içerisinde hesaplamalardan, araştırmalara, yorumlamalardan, incelemelere kadar bir çok erdemi uyguladığı, varlığın bütün özelliklerinin, bilgi ve tecrübelerinin tek bir noktada buluşarak varlığa bir çalışma sahası sunan düşünme, sorgulama, karar verme ve sonucunda neyi istediğini ortaya çıkarmasını sağlayan bir çalışma sahası şeklinde tezahür eden duyusal özelliktir. Zihin duyusal özelliği bütün duyulara bu açıdan bağlıdır ve varlığın yaşadığı olaylarla ilgili anlık olarak duyularından bilgileri ve tecrübeleri alarak zihin duyusal özelliğinde bir oluşum içine sokar ki, biz bunlara düşünceler ve hayaller demekteyiz. Bütün duyuların bilgilerinden elde ettiğimiz sonuçlarla düşünür ve kendi varlıksal yaşantımız için kararlar veririz. Bu çalışmayı işte zihin duyusal özelliği sayesinde yaparız. Enerjetik yapısı bu şekilde bir çalışmayı uygulayacak şekilde yapılandırılmıştır. 

Beyin, tıpkı hormonlar gibi zihin duyusal özelliğini kamufle eden dünyasal bedenin bir parçasıdır. Aslında beyin sadece görünürde olması ile ilgili olarak zihin duyusal özelliğinin çalışmasını uygulamaktadır. Zihin yoluyla varlığın kendisi, bedeni, yaşamı ile ilgili verdiği bütün kararlar, sanki beyninden veriliyormuş gibi bir izlenimle zihin duyusal özelliğinin kendisi saklanmıştır. 

Zihin duyusal özelliğimizde kısıtlanmış olan duyular arasında en çok işleme tabi tutulanlardan biridir. Bütün duyularla ilgili temasları, varlığı sürekli aydınlatacak olan zihinsel çalışmaları, varlığın bilmek istediği şeyleri anında yüksek enerjili seviyesi sayesinde düşünceler ve cevaplar şeklinde ortaya çıkarabilmesi özelliği kısıtlanmış, ancak yüksek çalışmalar yaparak zihin duyusal özelliği ile temas etmeyi başaranlar, diğerlerine nazaran yaşamda daha başarılı olarak işler yapması ile tanımlanmıştır. 

Tarihi aydınlatan filozoflar diğer duyuları ile olduğu gibi zihin duyusal özelliklerini de aktif bir şekilde kullanmayı başarmış olanlardır. Ne kadar farkındalardı bu konumuz değil. Zihin duyusal özelliği varlığın kendisinde bildiği her şeyin, yada kendisine not ettiği de diyebiliriz, kendisinde bilgisinin olmasını istediği şeylerde diyebiliriz, bunların ortaklaşa bilgi birikiminden varlığı anında cevaplar şeklinde aydınlanabilecek kudrette üstün özelliklerde bir duyusal özelliktir. Enerjetik yapısı en üstün ileri teknolojik bilgisayar sistemlerinden bile ileridir. Önemli olan bütün duyulardan elde ettiği bilgilerle dünya hayatında sizleri yeterince aydınlatabilmesidir ve bu konudaki engeller, aklını ve mantığını kullanmadan yaşamak eylemleri ile, cahil kalmak istekleri ile, bağnazlık gibi ve benzeri olumsuz eylemlerle kısıtlanmış olmasının daha da önüne geçilmiş şekilde bulunmaktadır. 

Normalde sizlerin hayal ettiği her şeyi anında oluşturabilecek şekilde enerjetik bir gücü kendisinde barındırmaktadır. Mesela hayallerinizde bir gezegen yapın, işte dünya şartlarında olmasaydık zihinsel alanınızda yaptığınız bu gezegen bire bir gördüğünüz gibi oluşabilirdi ve bu gezegenin içeriğinin yapısını oluşturmakta zihin duyusal özelliğinizle ilgili olurdu. 

Sizin bilginiz dahilinde gezegeni yapılandırarak kullanımınıza sunardı. Bu aslında başka duyusal özelliklerinde kendi enerjetik özelliklerinde bulunabilen ancak oluşturma, yaratma, şekillendirme, yaşama şeklindeki oluşumlarla ilgili en iyi performansı gösteren enerjetik oluşumu zihin duyusal özelliği göstermektedir. Kimilerinin inandığı gibi eğer dünya bir simülasyon ise, o zaman bu bir varlığın zihin duyusal özelliğinin içerisinde yaşanan bir simülasyon olurdu. Bu özellikleri ile aynı zamanda bütün duyuları ile de bağ kurmasını sağlayan özelliklerdedir zihin duyusal özelliği ve felsefe, düşünsel beceriler, akıl ve mantık çalışmaları, zeka geliştirici uygulamalar, ve benzeri bir çok çalışma ile bu duyusal özelliğinizle daha çok temas edebilirsiniz. 

Aynı zamanda herkesin zihin duyusal özelliğinin yapısı da birbirinden farklıdır. Bilgi ve tecrübelerinin imkanlarından kaynaklanan farklılıkların dışında birde zihinlerin olması gereken halinin ortaya çıkardığı farklılıklar bulunmaktadır. Zihinlerimiz asında oldukça duru olması ile ilgilidir. Zihinsel karışıklıklar, birbiri ardına durdurulamayan düşüncelerin oluşması, kısıtlanmış ve yapısı bozulmuş zihin duyusal özelliğinizle ilgilidir. Normalde zihin duru olmalıdır. Siz düşünmek istediğinizde düşünceler ve hayaller ortaya çıkmalıdır. Kendi kendine ortaya çıkan istemsiz düşünceler, sesler, hayaller tamamen zihin duyusal özelliğine edilmiş olumsuz müdahalelerden kaynaklanmaktadır. Ve bu müdahaleyi yapan etkende beyin olarak tanımlanır. 

Beyin, bir görünüşü ifade ederek bazı duyular için araç olmanın yanı sıra zihin duyusal özelliğinin de olması gereken şekilde çalışmasını kısıtlayıcı ve düzensizlikler sağlayıcı şekilde bir yapılanmadır. Bu dünya hayatında olmamızın, kusurlu bedenler içinde olmamızın bir sonucu olarak bize yaşatılmaktadır. Bedenlerin ıstırap çekmesi gibi zihinlerimizde beyin tarafından olumsuz bir şekilde etkiler içinde kalmaktadır. 

Zihinlerinde düşüncelerini durduranları bir zamanlar ulvi varlıklar olarak isimlendirirlerdi, oysaki bu normalde bütün varlıkların kendi yapısal özelliğidir. Sürekli size bir şeyleri düşündürmeye çalıştıran bir yapı, kafatasınızın içinde bulunmaktadır ve bunun dışında da çevresel faktörler düşüncelerinizi oluşturmaya sebep olmaktadır. Yaşamın gerekliliği olarak çevremizden etkilenerek düşünmek ve düşünceleri oluşturmak durumundayız ancak takıntılar şeklinde, kurgular, istenmeden oluşan düşünceler, ardı ardına oluşan hayaller ve benzeri bir çok zihinsel sorun, zihin duyusal özelliğinin gerçek yapısına terstir. Varlığın isteğidir zihin duyusal özelliğinin çalışmasını sağlayan ve bu dünya şartlarındaki bedenlerimizde bu özelliklerimiz bizim isteklerimiz dışında gelişmesi için özellikle yapılandırılmıştır ve insanlık, bu gibi uygulamalar yüzünden oldukça zor bir durum içine sokulmuştur. Bu kadar karışık ve sorunları olan bir zihinde varlıklar hakikatleri bulmakla ilgili olarak çok büyük mücadeleler vermek zorunda kalmıştır. 

Kendisine sorduğu sorunun binbir cevabını duyduğu zihninde aslında durum bilebildiği gerçek ne ise onun cevabının verilebilmesi şeklinde tezahür etmeliydi. Peki bu durum nasıl düzeltilir. Zihin duyusal özelliğinizin farkına vararak ve aslında sizi rahatsız eden düşüncelerin sizlere ait düşünceler olmadığını bilerek, onların tamamen içinizde bunları oluşturmakla ilgili özel bir yapılanmanın sebep olduğunu anlayarak zamanla ötelediğiniz bu düşünceler, bu beyinsel oluşumun etkileri, kendisini ve etkisini yitirecek derecede azalır ve gün gelir, hiç bir şey düşünmeden çok rahatça durabilirsiniz, sizi rahatsız eden düşünceler ve hayaller oluşmaz. 

Beynin yapılanmasını bu şekilde oluşturmuş olmaları sizin onun çalışmasını değiştiremeyeceğiniz anlamına gelmez. Kim nasıl yapmış olursa olsun, beyinde size bağlı bir organ şeklinde bulunmaktadır ve yapısını tam olarak anlayarak gereken çalışmalarla sorunlarını yok edip, olması gereken zihinsel alan halinize kavuşabilirsiniz. İnsanlık, hakikati bulması, gerçekleri öğrenmesi konusunda en çok zihin duyusal özelliği kısıtlanarak engellenmiştir. 

Ancak bu gibi duyusal bilgilerden sonra zihin duyusal özelliğini yapılandıran ve kendi varlıksal özelliklerinin farkına varan insan için hakikat, zamanla istemesi ile ilgili kadar yakın olacaktır. Son olarak yeniden hatırlatmak gerekirse, sizi rahatsız eden, içeriğinden hoşnut olmadığınız bütün düşünceler ve hayallerin size ait olmadığını, bunu özellikle içinizde oluşturan olumsuz bir yapının olduğunu bilerek işe başlayın ve bu olumsuz yapıyı engelleyerek, öteleyerek zihin duyusal özelliğinizin duru haline zamanla kavuşun. Varlığı olumsuzluğa yönlendiren rahatsız düşünceler ve hayaller, düzensiz zihinsel çalışma, bunu yapan beyindir ve daha da fazlası varsa obsedörlerin tesirleri ve etkileridir. Varlıkları obsede etmek için en çok kullandıkları duyusal özellik zihin duyusal özelliğidir. Bu yolla varlıkların iradelerini ele geçirmeleri onlar için en kolay yöntemdir. 

Ve beynin etkisi ile karışmış olan zihinsel düzeninizin bu olumsuz yapısını sonlandırmak ve gerçek zihnin duruluğuna ulaşmak ise size bağlıdır. Zihinler sizi zora sokacak şekilde değil, tamamen yaşamla ilgili olarak sizi aydınlatacak özelliklerde duyulardır.

Mutluluk, Sevinç Duyusal yada Erdemsel Özelliği, Mutluluk ve Sevinç Nedir? Mutluluğun Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Mutluluk, Sevinç Duyusal yada Erdemsel Özelliği

Mutluluk, genel olarak varlıkların zamanlarının kendilerini oldukça memnun edecek şekilde geçmesi olarak tanımlanır ve bu geçen zaman genellikle hazlar, güzel heyecanlar, zevkler, yaşam istekleri gibi faktörleri de içeriğinde barındırır. Bu tanımla herkesin mutluluk anlayışı da farklı olduğu sonucu çıkarılabilir. Ancak ortak özellik, mutlu olduğunu söylediğinde zamanının kendisini oldukça memnun edecek şekilde geçiyor olmasıdır. Kimileri için mutluluk çocukları ile geçirdiği zamandır, kimileri için yüzmek O'nu mutlu eder, kimileri için dans ve kimileri için bambaşka şeyler. Bazılarında zevkle yaşanan olaylar tanımlarken, bazıları için hareketlilikle yaşadığı olaylar mutluluğu tanımlar. Ses sanatçıları mesela, sahnede, konserde kendilerini çok mutlu hissettiklerini ve tarifi edilmez hazlar aldıklarını belirtirler. Bu herkes için aynı anlamı taşımaz. Kimileri için sahne, çok büyük panik ve heyecan kaynağıdır, mutluluk sahnede O'nun için çok uzaktır. Aslında bilgilerle ortaya çıkarılan ve varlıksal alanlarımızdan bizleri etkileyen mutluluk bilgisi, dünyasal bedenlerimizde hormonlar olarak tanımlayıp mutluluğun sebebini bunlara yormamız istenmiştir ve bu şekilde bir çok gerçeğin üstü kapanmıştır. 

Aslında mutluluk, diğer erdemler gibi kendisine yoğunlaştıkça, bunun bir erdem olduğunu kabul ederek ve inanarak uygulamaya çalıştıkça yaşanabilen özelliklerde bir erdemdir. Diğer erdemler gibi bu erdemin varlığına da inanarak, kendince mutluluk kaynaklarını bularak ve onların senin hayatında olmasını isteyerek mutluluk erdemsel özelliğini varlıksal alanlarında yaşatmaya başlayabilir, sürekli olarak bir çalışma içine girerek mutlu olmanın yollarını bulup ve bunu uygulayarak varlıksal alanlarınızda yine bir duyu şeklinde tezahür ettirme imkanı bulabilirsiniz. Bu durum aslında yaşamı boyunca mutlulukla temas etmeyenler için erdemsel özellik şeklinde, ancak mutlu olmayı yaşamı boyunca defalarca yaşayanlar için duyusal özellik şeklinde yapılanmış olarak sayılabilir. Yaşamı boyunca öfkeli ve suratı asık insanların mutluluk ve sevinç duyusal özellikleri oluşmamıştır ve onların mutlulukları ancak elde ettiği bilgileri uygulamaları sonrasında ortaya çıkar ve duyunun eksikliği, yaşamda sürekli mutsuz bir şekilde var olmayı sağlar. Her şeyden mutsuz olanlar, öfkeli ve memnuniyetsiz mizaçları olan insanlar, mutluluk duyusal özelliğinden mahrumdurlar. Bu duyunun varlığı, varlıkların ifadelerini ve mizaçlarını bile değiştirebilecek özelliklerdedir. 

Mutluluk ve sevinç duyunuzun kısıtlanmış olması durumu, diğer duyularınız gibi, nasıl belirli alanları görebiliyorsanız ve duyabiliyor, bu kısıtlanmış duyularınızdan kalanlar, işte mutluluk ve sevinç duyusal özelliğinizin de kısıtlanmış halleri, sürekli öfkeli ve memnuniyetsiz bir yaşamı yaşatmamakla ilgili olanı kadarının size yaşatılması ve daha üzeri mutluluk hallerinin sürekliliğinin kısıtlanması şeklindedir. Sizler, işte ekstra mutlu olunca, sizin mutlu olmanıza neden olan bilginin ve durumun sonrasında mutluluk ve sevinç isimli duyusal özelliğinizle temas etmiş olmaktasınız ve bu duyusal özellik, sizi mutlu eden enerjetik hali hisleriniz ve ilgili diğer duyularınızla temas ederek size yaşatmaktadır. 

Ancak bu konu, dünya şartlarında imkanlar bakımından, yaşam koşulları bakımından varlıklardan o kadar uzaklaştırılmıştır ki, hastalıklar, savaşlar, olumsuz eylemlerin yaşanması, psikolojik sorunlar mutluluk kavramının önüne acı, ıstırap gibi kavramları koyarak yaşanmasını çok zor hale getirmiştir. Bedenlerimizin yaşlanması, istenmeden ortaya çıkan hastalıklar, ağrılar, yorgunluklar, dünya hayatının olmazsa olmaz konusu stres, tamamen mutluluk erdemsel özelliğine düşman bir şekilde var olmaktadırlar. Mutluluk, varlıkların zihinlerinin belirli uğraşlar sonrasında kendilerine yaşatacağı gibi bir özellik iken, bunu dünya hayatında yaşanan olaylar açısından ortaya çıkan bir özellik şeklinde algılamamıza sebep olmuşlardır. Mesela, bu bilgilerin anlamını bilenler için, bir yeni duyusal özelliğin ortaya çıkmış olması bile büyük mutluluktur, ancak gel gör ki mutsuzluk sebebi olan sorularda ardından dünya hayatı kaynaklı gelmektedir, dünya hayatı mutlulukları mutsuzluğa çevirmek için özel olarak yapılandırılmış şekilde bir oluşumu ifade etmektedir. 

Aynı zamanda bu mutluluk, varlıksal alanlarınızda zamanınızın sizi memnun edecek şekilde geçmesini sağlaması özellikleriyle enerjetik bir hal oluşturur. Mutluluğunuzun durumuna göre zevk, haz, hüzün, neşe gibi erdemleri bu duyusal özelliğiniz mutluluğunuzla bütünleştirerek size hissettirir, yaşatır. Bu durumda mutlu olmanız için size gereken mutluluğunuzun kaynağı olan bilgilerdir. Bu duyusal özelliğimizde dünya hayatı nedeni ile kısıtlanmış şekilde ve özellikleriyle sadece elde ettiğimiz bilgiler ve yaşadığımız olaylar sonrasında ortaya çıkması ile ilgili olarak yapılandırılmıştır.

Oysaki, sürekli mutluluk hali ile neden yaşamayalım? Mutluluk duyusal özelliğimiz, bizim var olduğumuz için elde ettiğimiz yaşama sevincini mutluluk kaynağı olarak neden ele almasın? Çünkü var olduğumuza gerçekten sevinecek kadar donanımlı ve bilgili hayatlarımızın olmadığı gibi sürekli olumsuzlukların etkisi altında olan bir duyusal özelliğimiz var, mutluluk ve sevinç adı altında. Bu dünya hayatından kurtulduktan sonra mutluluk duyusal özelliğinizin sayesinde sürekli mutlu olma hali yaşamanız kaçınılmaz olur. 

Bir manzaraya bakarken bile mutluluk duymak, bir çalışma yaparken bile mutluluk duymak, işte yaşamak denilen erdem böyle olmalıydı ve mutluluk ve sevinç adındaki duyusal özelliğimizin anlamı da bu gereklilikle ve bu şekilde yaşandığı zaman daha iyi ortaya çıkmış olurdu. Var olmak her an mutlu olmaktır, aslında bunu her an yaşamamız gereken hayatlarımız olmalıydı... Acılar, ıstıraplar, işkenceler, hastalıklar, yetersizlikler böyle önümüzde duran sonsuz bir evren modelinde yaşayan varlıklar için neden varlar? Gelişmek, ancak çalışmakla ilgili bir kavramdır ve ıstırabın geliştirici etkisi, o ıstıraptan kurtulmakla ilgilidir ve böyle yabani bir yöntemle gelişmek yerine, çalışmanın farkındalığını bilen varlıklar olarak çalışarak, ıstıraplardan kurtulmak için değil de, gerekli olduğu için çalışarak gelişme yolunu seçmemiz çok daha medeni ve mantıklı bir yoldur. Istıraplar aynı zamanda varlıkların, varlıksal alanlarında, zihinlerinde, yaşamı yorumlaması ile ilgili olan konularda olumsuzluklar katacak şekilde yapılanmalardır. Çağ dışı, kesinlikle yasaklanması gereken, ancak varlıksal bedenlerimize özellik olarak eklenmiş olumsuz bir eylemdir. Varlıksal bedenlerimizin bir canı ifade edercesine şiddet ve olumsuz durumlarda acı duyması, insanlığı en çok aciz durumda bırakan konulardan biridir. İnsanlığın bütün korkuları bu yüzdendir, bütün çaresizce davranışları bu gibi sebepler yüzündendir. 

Dolayısı ile aslında geçici olmayan, duyusal özelliklerimiz sayesinde kalıcılık gibi özellikleri bulunan, ancak dünya şartlarında geçicilik gibi durumların yaşandığı şekilde mutluluk ve sevinç, yaşadığımız oranda bizlere faydası olan erdemsel özelliklerdir. 

Mutlu olmak sürekli gülümseyen bir yüz halini tanımlamaktan çok varlıksal olarak yaşama sevincinin olduğu, var olma halini kıymetlendirmesine neden olan tanımları ortaya çıkardığı anlar olarak ifade edilebilir. 

Daha çok mutlu olmak için, sizleri daha çok mutlu eden konuların ve olayların bilgisini çıkararak, bu bilgilerle düşünceler içine girip zihinlerinizi bu mutlu düşüncelerin varlığına alıştırarak, içsel mutluluklarınızı duyularınızla bu şekilde temas ederek elinizden geldiğinizce yaşayabilirsiniz. Yoksa elbet deprem olabilir, virüs çıkabilir ve mutsuz haller yaşamanız için bu dünya hayatı sizlere olaylar yaşatabilir. Mümkün olduğunca çok mutluluk ve sevinçle bütün işlerinizi yapmaya çalışarak duyusal özelliğinizle daha çok temas etmiş olursunuz ve bu zamanla, artık süregelen bir özellik şeklinde bulunur. Duyumuz var evet, yaşam boyu defalarca, sayısız zamanlarca mutlu olmanız bunun ispatı ancak buda görme, duyma, farkındalık  duyusal özellikleriniz gibi kısıtlanmış durumdadır ve elimizde kalan yaşarken hisler açısından halinden belirli oranda memnun olma durumudur.

Yoksa sürekli mutluluk hali içinde yaşayan bir şekilde, ki olması gereken bu, bu yaşamda var olurdunuz, sizi üzen şeyler olamazdı. Ve bu durum böyle bedenler varken oldukça zor bir ihtimal şeklinde açıklanabilir. Dünya hayatının yapısı mutsuzluklar üzerine kurulmuştur. Her halinden bunu anlayabilirsiniz. 

Yorgunluk kadar mutsuz edici ne olabilir bu hayatta ve çalışıp da yorulmadığımız anlar var mıdır? Bu benzeri şekilde bir çok durum ve olay, mutsuzluk kaynağı olarak bizlere yaşatılmaktadır ve bize düşen, bunlarla mücadele edercesine kendimizi mutlu etmenin yollarını bulup zamanla sinirlerimizin algılarını bile değiştirebilecek şekilde yapılanmaları kendimizde oluşturmayı sağlamaktır.

Varlığın her şeyi, yani kendisi, bütün duyularının bileşkesinden oluşmaktadır. Duyusal alanlarınızdaki enerjetik gücün seviyesi oldukça yüksek ancak dünya hayatındaki bedenlerimizin seviyesi ona göre oldukça düşüktür ve size imkansız gelen değişimler için bu özellikler bile yeterlidir. Duyulardaki bilgi ve tecrübeler ne ise varlık odur. Dünya bedenide bir duyu ile temsil edilmektedir ve bunun değişmesi için duyusal bilginin düzenlenmesi değişmesi gerekmektedir. Ve en iyi değişim yolu da, tüm yazılarımızda belirttiğimiz gibi sevgiyi tamamlayan erdemler, olumsuzluğu yasaklayan eylemlerin uygulanmasından geçmektedir. İnsan üstü olmak öncelikle insanın kendisini tam olarak tanıması ile mümkün olabilir. Kendini ve varlıksal özelliklerini bilmeyen insanların süpermen olmaları söz konusu olamaz. 

Mutluluklar diliyorum...

Hakik, Hakikati Yaşatan Erdemsel Özelliği - Hakikati Bulmak Çalışmasının Felsefi Tanımı / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Hakik, Hakikati Yaşatan Erdemsel Özelliği, Hakikati Bulmak Çalışmasının Felsefi Tanımı

Hakikati ortaya çıkarması ile ilgili olarak Hakik şeklinde isimlendirilmiş bu erdemsel özellik, tamamen varlıkların hakikat bilgisine ulaşmalarını sağlayıcı özelliklerde etkileri ve çalışmaları olan bir erdem özelliği taşımaktadır. Hakik, varlıkların çevrelerindeki, kendilerindeki, merak ettiği konulardaki hakikatin ortaya çıkarılması ile ilgili olarak varlıkları aydınlatıcı etkilere sahip bir erdemdir. Böyle bir erdemin varlığına inanarak ve hakikatin sizi, dürüstçe ve samimiyetle istemek kaydıyla bulacağını düşünebilirsiniz. Siz, neden varoluşun hakikat bilgisine ulaşamayasınız? Sizi bu haktan mahrum eden nedir? Nasıl yaratıldığınızı, neden dünyada olduğunuzu, sebeplerinizi, varlıksal özelliklerinizdeki hakikatleri neden bilememekle ilgili olarak bir durum içindesiniz. Bu varlıklara yapılmış en büyük haksızlıktır. Varlıklar, nerede ve nasıl yaşam hallerinde yaşarsa yaşasınlar kendileri ile ilgili, yaratılışla ilgili gerçek bilgilere ulaşmakla ilgili olarak bir imkan içinde olmalıdırlar. Var olma özelliği gösteren bütün varlıkların en büyük hakkıdır bu... 

Bu hakkı sizden kimse alamaz ve hakik erdemsel özelliği, bu konunun üzerine yoğun düşünceler, sorgular, çalışmalar yapılarak varoluş ile ilgili hakikatin size ulaşması konusunda yardımcı olacak olan erdemsel özelliktir. Siz samimisiniz, hiç bir art niyetiniz yok, tek derdiniz hakikati bilmek, nedenleri ve nasılları öğrenmek ve ona göre bir yaşam yolu düzenlemek. 

İşte bunun kadar masum ve doğal bir isteğin karşılanmadığı alanlarda başka engeller aramak hiçte yanlış olmayacaktır. Bizler gözümüzü açtığımızda, dünya şartları çocukluk gibi bir cahillik gerektirmektedir, o zaman aklımız başımıza geldiğinde bütün hakikati bilerek neden yetişmiyor, büyümüyoruz. Okullarda öğretilen bilgiler neden yaratılışın hakikati ile ilgili değil. Açık ve net bir şekilde bütün insanlığı tatmin edecek cevaplardır hakikatler. 

Hakikatin yapısı kendisini öğrenene inkar ihtimali vermeden doğruluğunu ispatlar şekilde yapılanmıştır. Çünkü hakikat tektir. Yani bir konudaki gerçek tektir. Bu teklik kendisini de ispatlayan özellikte bilgileri ve tecrübeleri içeriğinde barındırmaktadır. İşte bu erdemsel özellik, kendisini uygulamayı isteyeni ve inananın, dürüst ve samimi bir şekilde hiç bir art niyeti olmadan hakikati öğrenmek istediğini varsayarak, varlığın anladığı şekilde ona gerçekleri bildirmekle ilgili olarak varlıksal alanlarınızda çalışır. Bu sizin en doğal ve en büyük hakkınızdır. 

İstemenin bile yetmesi gereken şekilde bir düzenin olması gerekirken bizler hakikati bulmak ve öğrenmek için zorlu çabalara girmek zorunda kalıyoruz. İşte dünyanın kötülüklerle üzeri kapanmış ilhamsal ve düşünsel özelliği. Sevgi yaşatılmaya yaşatılmaya dünya hayatı, zaten ilk başından bu yana eksik olan sevgi erdemi nedeni ile hakikat bilgisini açıklamakla ilgili kusurlu bir hale gelmiştir ve kim, neye inanacağını, neyin hakikat olduğunu karıştırmış durumdadır. 

İşte bu erdemin varlığına inanarak, varlıksal alanlarınızda bu erdemin varlığını yapılandırarak sizlerde hakikat ne ise onu bilmek konusunda istekte bulunmuş olursunuz ve sizin, size özel anlayışlarınızla hakikatler bildirilir. Ancak artı olarak dikkat, düşünce, sorgulamak, çalışmak gibi erdemlerde bu erdemin işini yapabilmesi için sizden istediği çalışmalar olabilir. 

Hakikat ne ise onu öğrenmek, onu bilmek istiyorum ve hakik gibi bu şekilde varlıkları bilgilendiren erdemsel özelliğinin varlığına inanıyorum şeklinde bir bildirim, bu erdemin ilk tomurcuklarını varlıklarınızda ekmenize neden olur. Kendilerini örnek aldığınız bütün filozoflar, hakikati ararken  filozofik şekilde bir geçmiş bırakmışlardır. Felsefenin temeli hakikatleri bulmakla ilgilidir ve siz, hakik erdemsel özelliğinin varlığına inanarak bu konuda aşılması gereken bir çok yolu kolayca aşmış olmaktasınız. Yaratılışı, kendi varlıksal alanlarınızı çok masum ve saf bir oluşum şeklinde yapılar olarak düşünürseniz, ne isterseniz onu vermesi çok mümkün bir durum olur. Ancak bunlar, dünya hayatı gibi hayatlarda kötülükler tarafından engellenmiştir ve sizler, mücadele ederek hakikati gerçekten bilmek istiyorsanız bunu bulabilecek özelliklerde varlıklarsınız. Bilgilerin evrimsel seviyesi, bildiğimiz her şeye açıklama getirecek derecede gelişmiştir ve bilmediklerimizi de ortaya çıkarmakla ilgili olarak yapılanmaları söz konusudur.

Dünya hayatındaki insan için bilinmesi gereken en zaruri hakikat; 1- Nasıl yaratıldım, 2- Dünyaya nasıl geldim ve 3- Ben neden varım gibi sorulardır. Birinci ve ikinci soruların cevaplarının göreceli olmayacak şekilde net, üçüncü soru görecelidir. Herkes için neden var olduğu farklı anlamlar taşımaktadır. Göreceli cevapları içeren hakikat bilgisini isterken de dikkat etmelisiniz, neden var olduğunuzun cevaplarını hakik erdemsel özelliğinin bilgisi ile aramak hiç bir zaman size net bir cevap vermeyecektir. 

Bu cevap bazı gerçekleri anladıktan sonra ancak sizin tanımlayabileceğiniz özelliklerdedir. Denildiği gibi hakikat, kendisini ifşa ettiğinde onu kabul etmek gibi bir zorunlulukla ortaya çıkar. Onun tekliği, onunla ilgili başka gerçeklerin sahteliğini ortaya çıkarır özelliklerde olur. Yani nasıl yaratıldığınızın, neden dünyada olduğunuzun cevaplarını öğrendiğinizde, eğer bu hakikat ise, diğer bütün cevaplarla ilgilenmeyeceksiniz ve onun hakikat olduğunu bileceksiniz. İşte bu erdem bu güzel özellikleri ve varlıkları aydınlatıcı etkisi ile uzun zaman boyunca üzerinde çalışan varlıkların duyusal özelliği şeklinde de yapılanan, duyusal özellik olduğunda istenilen şeylerle ilgili hakikati bilmek gibi olağan üstü bir durumu sürekli yaşayan varlıklar haline gelmenizi sağlayan erdemsel özelliktir.

Ancak önce hakikatleri nasıl bulacağınızı, bunun için nasıl bir çalışma, disiplin içinde olmanız gerektiğini bulmalı, zihinsel eksikliklerinizi tamamlamalısınız. Yoksa sizin anlamadığınız kelimeler zihninizde açığa çıkma imkanı bulamaz. Bu yüzden herkes için hakikat, bu anlayış sınırlılığından dolayı kendi bildiği kadar olacaktır. Ancak bu erdemsel özelliği kullanacak seviyeye gelmiş olan varlıklar, ilgili oldukları konu ile ilgili olarak o tek hakikati bilmeyi istemeliler ve yollarını aramalılardır. Bu gibi bir imkan varlıklardan asla saklanamaz, eksik bırakılamaz, o zaman var olmak anlamsızlaşır. Ne yaptığını bilmeyen, ne olduğunun farkında olmayan çaresiz varlıklardan farkımız kalmaz. 

Her yeni erdemi uygulamak gibi, hakikide anlayarak uygulamaya başlayıp, gerçeklerle, hakikatlerle temas etmeye çalışabilirsiniz. İki sokak ötede ne var, onun hakikatini bilmek istiyorum gibi çaresiz sorular, bu erdemsel özelliğin bilgisinin sizler için çalışmasına sebep olamaz. Yaratılış, varoluş üzerine hakikat bilgileri, toplumların ve yaşamların söz konusu olduğu durumlarda edinilmesi gereken hakikat bilgileri gibi istekler ancak bu erdemin ilgi alanına girebilir. Erdemlerin çalışma hali olan varlıksal alanlarınızdaki bilgilerinizin sizin bilgi ve tecrübelerinizi kullanan ve nedenlerinizi ve sebeplerinizi bilen oluşumlar olduğunu unutmayın... İsteyenlerin hakikati bilmesi dileğiyle...

Varlığın Merkezi Olduğunu İfade Eden Duyusal Özelliği , Merkez Duyusal Özellik / Anekdotlar, Aydınlatıcı Bilgiler

Varlığın Merkezi Olduğunu İfade Eden Duyusal Özelliği, Merkez Duyusal Özellik

Duyularımız arasında öyle bir duyu vardır ki bu duyusal özellik, içeriğinde bütün duyuların çekirdek sayılabilecek merkez bilgisini bulundurup, aynı zamanda varlığın sahibi olan varlığı bu varlıksal oluşumda merkez, yönetici olduğunu ispatlar. Bu merkezlik duyusal özelliği bütün duyularla bağlantılı olarak onları yönetir, onların bilgi ve tecrübesi ile varlığı yönetir. Aynı zamanda yöneticilik ve merkezlik özelliği olan bu duyusal özelliğin gücü varlıksal bütün alanı sımsıkı birbirine bağlar, bir çekim kuvveti ile varlığın kendisine ait olan her şeyi bir arada tutar, varlığın iradesine bağlı olarak bu özelliği yaşatır. Bütün duyusal özelliklerinizin küre şeklinde olağan üstü enerjetik oluşumlar olduğunu ve onların merkezlerinde de duyuların içeriği ve görevi ile ilgili bilgilerinde olduğu başka bir küçük küre olduğunu düşünüp, bu merkezdeki küre duyusal bilgi alanlarının da merkezlik duyusal özelliğinin içindeki çekirdek duyu bilgilerine bağlı olarak çalıştığını, bütün duyuların kural, yaptırım ve bilgilerini aslında merkez duyusal özellikten aldığını düşünebilirsiniz. 

Yani merkez duyusal özellik sizin en derin yeriniz olan varlıksal özelliğinizdir. Örnek vermek gerekirse, bütün duyularınız istila edilmiş bile olsa merkez duyusal özelliğiniz istila edilmeden sizi ele geçiremezler ve merkez duyusal özelliğinizde tamamen, dünya yaşamında bile sizin kararlarınız ve karakteriniz, bilgi ve tecrübelerinizle doğru orantıda bir şekilde yapılanmaya sahiptir. Varlıksal alanınızdaki enerjetik olarak en güçlü özellikleri olan duyusal özelliğinizdir. 

Varlık olarak ortaya çıkmış olmanızla ilk beliren duyunuz merkezlik duyusal özelliğidir. Varlığın ilk kendisidir diyebiliriz. Siz varsanız merkezlik duyusal özelliğinizde vardır, bu var olmanızla ilgili bir özelliktir. İçeriğindeki çekirdek duyu bilgileri, duyuların kendi yapılarında bulunan çalışma sistemlerini uygulayabilecek şekilde olmayıp onlara yön verecek ve oluşturabilecek şekildedir. Bu gemi ve kaptan misali bir tanımdır. Gemi duyular ise kaptanda merkezlik duyusal özelliğiniz içerisindeki çekirdek duyu bilgileridir ve onları düzenleyende sizsiniz. Gemi eğer batarsa, siz, yani çekirdek duyusal özelliği bilgilerinizle yeniden gemi yapabilirsiniz. 

Bu yüzden merkezlik duyusal özelliğiniz içerisindeki bu bilgiler bu şekilde duyulardan farklıdır. Duyuların kısıtlanmış olması durumunu da geminin motorlarını ve bazı özelliklerini kapatmış olmaları ile tanımlayabilirsiniz. Ancak sizin obsede olma durumunuz, yani iradenizi ve inancınızı başkalarına teslim etme durumunuz, işte merkez duyusal özelliğinizin de başkaları tarafından yönetilmesi anlamına gelir ki işte o zaman varlıksal olarak yok olmanız yada köle olarak kullanılmanız işten bile olmayabilir, bu durumda gemide kaptanda yok olmuş olur. Siz burada bir şeye inanıyor iseniz, merkez duyusal özelliğinizde aynı inançla işini yapar. 

Siz burada bazı erdemleri doğru bulup uyguluyor iseniz merkezlik özelliğinizde aynı şekilde onları doğru bulur ve kendi varlıksal alanlarınızda uygulamasını yaptırır. Bu durum kendinin ve yaşamının farkında olan, erdemlerin uygulanması ile ilgili farkındalık yaşayan ve iyilik üzerine bir yolda olduğunu düşünen varlıklar için bulunmaz bir fırsat, ancak kötülükler içinde yaşayanlar için kendilerini köle yada yok olmaya götürecek kadar tehlikeli bir durumdur. 

Aynı zamanda sizin iradenizin uygulandığı en güçlü alandır. Yani iradeniz, bütün varlıksal alanlarınızda uygulanmaktadır, sizin iradeniz demek sizin varlıksal alanlarınızda sizin isteklerinizi uygulatan güç demektir ve bu güç, en güçlü olarak merkezlik duyusal özelliğinizde tezahür etmektedir. Yani merkezlik duyusal özelliğinizin içeriği ile siz izin vermediğiniz, obsede olmadığınız sürece birileri ilgilenmek isterse mutlaka bu durum sizin anlayacağınız şekilde karşınıza sorular ve açıklamalar şeklinde çıkar ve ne karar vermeniz size sorulur. Sizin kararlarınız belirlenmeden merkezlik duyusal özelliğinizle temas edemezler ve bu şekilde bir temas edemeyiş olmadıktan sonrada sizi asla tam olarak ele geçiremezler. Bütün duyular sorunlu olsa bile, sağlam olan merkezlik duyusal özelliği, ( ki onunda diğer duyular gibi içeriğinde bir küre şeklinde bir alanda çekirdek duyu bilgileri alanı vardır, çevresinde merkezlik duyusal özelliğine ait enerjetik güç bulunur), bütün duyuları yeniden sağlıklı hale getirebilir. 

Mesela merkezlik duyusal özelliğinizin sağlam, diğer duyularınızın sorunlu olduğunu şu örnekle verebiliriz... Dünya yaşamı baz alınarak yorumlandığında zihninde karışıklıklar, düzensizlikler, rahatsız edici düşünceler ve hayaller varken zihin duyusal özelliğinizde sorunlar vardır denebilir... Görme bozuklukları, görmekle ilgili sorunlarınız varsa görme duyusal özelliğinizde sorunlar var denebilir... Aynı şekilde cinsellikle ilgili bozukluk, sorunlar varsa cinsellik duyunuzda sorunlar var denebilir... Ancak tüm bu duyusal sorunlara rağmen sizi ayakta tutan ve yaşanabilir şekilde yaşama şartlandıran, doğru kararlar vermenizi sağlayan, medeni bir varlık şeklinde yaşamanıza imkan tanıyan nedir? 

İşte merkez duyusal özelliğinizin sapa sağlam olmasıdır. Eğer bu duyusal özellik sağlam olmasaydı, ya var olmak erdemini yaşıyor olmazdınız yada hitler gibi gerçek obsedörlere köle olan bir varlık haline gelirdiniz. Bu dünyada isek hepimizin duyularında sorunlar vardır demektir. Olması gereken gibi göremiyor, fark edemiyor, duyamıyor, koklayamıyor, hissedemiyoruz ve bize düşen, sağlam olan merkezlik duyusal özelliğimiz ile bütün duyularımızı tedavi etmek, kısıtlamalarını kaldırmak, sınırlandırmalarını yok etmektir... İşte bunun yolu da sevgiyi tamamlayan erdemleri ve olumsuzluğu yasaklayan eylemleri uygulamaktan geçmektedir. ( Olumsuzlukları yasaklayan eylemlerde bu halleri ile erdemdirler )

Ancak bu şekilde dünyasal sınırlandırmalardan kurtulup sonunda kendi varlığınızı olması gerektiği gibi kullanabilirsiniz. Siz varsanız merkezlik duyusal özelliğiniz vardır, diğer duyularınız yok edilmiş bile olsa merkezlik duyusal özelliğinizle onları yeniden oluşturabilirsiniz, dolayısı ile bir hitler ve yok olma hali de yaşamadıysanız, sağlam olan merkezlik duyusal özelliğiniz ile varlığınızı şekillendirebilirsiniz. Mesela bir örnek, gerçek ve işini hakkıyla yapan hakimler, savcılar adalet konusunda oldukça özenlidirler ve bu durum onların hayatlarına da yansımış bir şekilde koca bir hayatı bu şekilde yaşamışlardır. Böyle yaşaya yaşaya gerçek ve hakkıyla adaleti savunan hakimlerin, savcıların ve ilgili alanların adalet duyusal özelliği oluşmuştur, nitekim onlar her an, her yerde, her alanda duyuları olduğu için adil davranma zorunluluğu yaşarlar. 

Yani otomatikman adil davranırlar her zaman, ellerinde bile olmaz. İşte bu onların uzunca bir zamandır, dürüstlükle adaleti savunmaları ve uygulamaları ile ilgilidir ve bu örnekle düşündüğünüzde, adalet duyusu olan varlıkların varlıksal alanlarında bir adil olma hali söz konusu olur ve diğer erdemleri de bu şekilde varlıksal alanlarınızda yapılandırdığınızda, otomatikman sürekli adil davranan varlıklar gibi bu erdemleri de sürekli ve otomatikman yaparsınız. Elinizde olmadan sabırlı, nazik, cesur, adil, mutlu, farkında vs. şeklinde erdemsel özellikleri uygulayan varlıklar haline dönersiniz. Ve sonunda sevgi varlığı olmayı otomatikman yaşayanlar olursunuz. 

Mesela bestecilerde müzik ve beste ile ilgili bir duyu oluşmuştur, bu kadar çabuk ve zorlanmadan, başka insanların hayal bile edemediği besteleri nasıl yapıyorlar. İşte alışkanlık maskesi ile duyunuzun varlığı gizlenmiştir. Duyuları oluşmuştur ve otomatikman besteler yapıp müzikler ortaya çıkarabilmektedirler. Yaşamdaki çalışmalar, tecrübeler bu anlamda duyuları oluşturmaktadır. ( aklınıza biz o zaman duyuları oluşturmak için buradayız cevabı gelmesin, nitekim çalışmak konusunu dünya ile sınırlandırmanın yanlış cevabı olur bu. ) İşte sonuç olarak yeni duyularınız olduğunda, onların çekirdek bilgisi merkezlik duyusal özelliğinizde oluşur ve sizi siz yapan, varlıksal alanlarınızın yönetici ve sahibi olduğunuzu ispatlayan, içeriğinde kendisine özel güçlerin, bilgilerin, enerjilerin bulunduğu, bütün varlıksal alanlarınızın yönetim merkezi, duyularınızı yönlendiren, aynı zamanda duyularınızdaki çalışmaların bilgisini alarak varlığı tanımlayan, ifadelendiren, yaşamını sürdürmesi için merkezlik bilgilerini varlığın kendisine veren merkezlik duyusal özelliğinizdir.

Merkez duyusal özelliğiniz içerisinde size ait olan bütün bilgi ve tecrübeler vardır ve varlığınızı, siz burada dünya hayatı yaşarken bile, bu dünyaya nasıl gelindiğini ve sizin neden burada olduğunuzu bilebilecek ve ona göre koruyabilecek, önlemler alabilecek şekilde haberiniz olmadan da koruyabilecek şekilde bir yapılanması söz konusudur. Ancak bu durum bu konudan çok uzak olan varlıklar için merkez duyusal özelliklerinin de uzaklaşmasını sağlayıcı şekilde gelişir. Bu kadar bilinmezlik ve unutma, kısıtlamalar içinde sizi hala koruyan ve var olmanızı sağlayan merkez duyusal özelliğinizin varlığıdır, çalışmasıdır. Siz ne iseniz merkez duyusal özelliğiniz odur ve sizin varlıksal alanlarınıza bakan gözünüz gibi, siz oradan bakabiliyor olsanız neyi nasıl düzenler iseniz, merkez duyusal özelliğinizde bu şekilde bir çalışma ile varlığınızı düzenler. 

Mesela, doğmadan öncenizi bilen merkez duyusal özelliğiniz, bu konuda size bilgi vermesi ile ilgili olarak hafıza duyusal özelliğinizin kısıtlamaları ile karşı karşıyadır ancak tam olarak neden burada olduğunuzun bilgisine sahip olarak, aynı zamanda sizi siz yapan özelliklerinizin ve bilgilerinizin en merkez yeri olduğu için, geçmişinizi bilebilen bir varlıksal alanınızın olduğunun bilgisine göre davranmak durumundasınız, bu bilginin kendinizde olduğunu bilerek bilginin çalışmasını yapılandırmalısınız. Felsefelerle, hakikati öğrenmek isteyen sorgularınızla kendinizdeki üstü kapanmış bilgilerle temas edebilirsiniz. Bu şekilde önceniz ile ilgili kendinizdeki bilgileri açığa çıkarabilirsiniz.

Siz sizde bir merkez duyusal özellik olduğunu ve onda sizinle ilgili geçmiş bütün bilgilerin olduğunu bilmeden ve bu konuda onu yönlendirmeden, onun sizinle ilgili yapacakları ancak istekleriniz doğrultusunda şeyler olacaktır. Dünya hayatında çocukluğun, yani bebeklikten başlayarak ergen olana kadar geçen zamanının merkez duyusal özelliklerimizin böyle bir çocukluk, cahillik yaşaması zorunda bırakılması durumunu düşünmenizi istiyorum? Bu zamanlarda merkez duyusal özelliğinizde çocukluk tecrübesi yaşamaktadır ve dünyada doğduğunuz andaki bilgi ve tecrübe seviyesince varlıksal alanlarınızı ancak koruyabilmektedir. Kendince dünyaya neden geldiyseniz, bu konuda bir cevap vermiştir ve sizin dünya yaşamınızı gözlemektedir ancak böyle geçen çocukluk, cahillik tecrübeleri merkez duyusal özelliğin çok uzun zaman boyunca bu şekilde bir yaşamı idame ettirmesi nedeni ile sakıncalıdır, üzerinde düşünülmesi gereken soruları ortaya çıkarmaktadır.

Ancak sorun şuydu ki, merkez duyusal özelliklerimiz tüm bunların farkında değildi, dolayısı ile yani siz... Bir unutturma eylemi yaşamıştır ve kendi varlıksal özelliklerinden bir haber, duyularından ve yapısından bir haber yaşamak zorunda bırakılmıştır. Gerçeğin onda olması çok uzun süre sizin gerçeklere kayıtsız kalmanız sayesinde bir anlam ifade edemez hale gelmektedir. Ancak artık farkında, tehlikeyi, çözümü, varlığı ve kendinizi biliyorsunuz, haliyle merkez duyusal özelliğinizde. İşte bu bir varlık için karşı koyulamaz özelliklerde bir gücü temsil etmektedir. Bilginin iradesi kanununu hatırlayarak kendini bilen varlığın dokunulmazlığını hesap edebilirsiniz. Uygulanabilen sevgilerle...