Bir Replik; Bilmediğim şeyi nereden bileyim ben? ( Siyah Giyen Adamlar 3 )

3 Ağustos 2019 Cumartesi

Sinema: Ayla - Kore Gazisi Astsubay Süleyman Dilbirliği'nin Gerçek Hayat Hikayesi... / Konusu, Özeti, Afişler

Ayla

Oyuncular; İsmail Hacıoğlu, Çetin Tekindor, Kim Seol
Yönetmen; Can Ulkay
Tür; Tarihi, Savaş, Biyografi, Dram

Konusu; Bu film Kore gazisi astsubay Süleyman Dilbirliği'nin gerçek hayat hikayesidir.

Özeti; 1950 haziran, 2. Dünya savaşından 5 yıl sonra Kuzey Kore ile Güney Kore arasında yaşanan savaşta, Güney Korelilere destek vermek için savaşa katılan Türk askerlerinin içinden bir astsubay savaş alanında, sonradan ismini Ayla koyacağı küçük bir kız bulacak ve O'na uzun bir süre babalık yapacaktır. İşte film, Süleyman Astsubay'ın Ayla ile aralarında geçen dram dolu olayları konu almaktadır. 

Güney Kore ile Kuzey Kore arasında savaş çıkınca Türk orduları da bu savaşta Güney Kore'nin yanında olacak ve destek için Süleyman Astsubay'ın da içinde olduğu bir birlik göndereceklerdir.





Süleyman'nın İskenderun'da sevdiği kız olmasına ve gitmesini istememesine rağmen O, insanlara yardım etmek ve vatan görevini yapmak için bu görevi kabul eder ve Güney Kore'ye gider.

Burada kendi birliğinden olan dostları ve komutanları ile beraber savaşacak, bu savaş sırasında bazı asker arkadaşlarını kaybedecek, sonrasında harabeye dönmüş ve bütün insanların öldürüldüğü bir Güney Kore kasabasında, Ayla'yı yalnız başına çaresiz bir şekilde bulacaktır. Güney Kore'de ki savaş zamanları çok kötü olaylar yaşanmıştır, hatta Marliyn Monroe'nin askerlere moral vermek için geldiği bir zamanda, kendisine hayran olan bir asker elinde Marilyn Monroe'nun resmi ile öldürülmüştür. Bu ve bunun gibi bir çok zor zamanların yaşandığı savaşın içinde, Ayla isimli küçük bir kız yaşam mücadelesi vermektedir.

Ayla'nın durumuna dayanamayan Süleyman, O'nu artık hiç yalnız bırakmayacak, Ayla ise peşinden hiç ayrılmayacaktır. Birbirlerine çok bağlanacaklar, bütün tabur ve Türk ordusu Ayla'yı benimseyecek, aralarına kabul edecek, bütün bakımlarını üstlenecek ve Ayla, artık Süleyman'ı babası olarak görecektir.





Süleyman'a baba diyen Ayla, Süleyman'nın da O'nu kendi kızı gibi görmesine neden olmuştur. Artık baba ve kız olarak askeriyenin içinde vakit geçirmektedirler.

Süleyman, hep görevi bittiği zaman Ayla'ya ne olacağını düşünmektedir ve o zaman gelip çatmıştır. Sırf Ayla'yı bırakmamak için bir sene daha görevini uzatan Süleyman, bu sebeple İskenderun'da kendisini bekleyen sevgilisinden olmuştur. Ve komutanları Ayla'nın Güney Kore devleti tarafından kurulmuş olan Ankara Yetimhane okulunda kalmasını uygun görürler.

Süleyman, ne kadar Ayla'yı kendi ile birlikte götürmek istese de, hatta bavulun içine Ayla'yı yerleştirip gemiye binerken yakalanmış olmasına rağmen, kendisi ile götüremeyecek ve Ayla'yı bir gün geri geleceğine söz vererek mecburen Ankara okulunda bırakacaktır. Aradan belirli bir zaman geçer, Süleyman sevdiği kız ile evlenememiş, O'nu seven başka biri ile evlenmiştir ve beraber İstanbul'a yerleşmişlerdir. Eşi Nimet'te kendi gibi Süleyman'nın Ayla'ya olan bağlılığına destek vermiş ve yıllarca beraber Ayla'ya ulaşmaya çalışmışlardır. Ancak dönemin şartları nedeniyle Ayla'ya ulaşamamışlardır. Ve aradan 47 yıl geçer, artık Süleyman oldukça yaşlanmış, ama Güney Kore ile ilgili bir şey duyduğu her zaman dikkatle incelemekte, her yerde hala Ayla'yı aramaktadır. Yıllar önce Ayla'ya geleceğine dair verdiği sözü tutmak istemektedir.





Ve belirli bir zaman geçtikten sonra, Güney ve Kuzey Kore savaşı hakkında belgesel yapmak isteyen bazı araştırmacı gazeteciler, Astsubay Süleyman'nın bu savaşta olduğunu ve küçük bir Kore'li kızı kurtardıklarını duyarlar. Bunun üzerine Süleyman'a ulaşarak, O'ndan bilgi alırlar ve Ayla'nın resimlerini de aldıktan sonra, ilk iş olarak Ayla'ya ulaşmaya çalışırlar.


Sonunda Ayla'yı üzerinden 50 sene geçmiş haliyle bulacaklar ve babası Süleyman ile Güney Kore'de ki Ankara parkında bir araya getireceklerdir. Yıllar sonra birbirine ulaşan baba ve kız sanki hiç ayrılmamış gibi özlemle kavuşacaklar ve bir daha hiç ayrılmayacaklardır. Oldukça duygu yüklü olan buluşmanın gerçek görüntüleri sonrasında film son bulur.

Son derece dramatik ve savaşın insanların hayatlarına ne derecede olumsuz etkilerinin olduğunun gerçek bir hikayeden uyarlanan kanıtı olarak, oldukça etkileyici bir tarihi savaş ve biyografik dram filmidir.

Sinema: Öldüren Sis - The Mist - Askeri Bir Deney Sonucu Başka Bir Boyutan Gelen Vahşi Yaratıklar... / Konusu, Özeti, Afişler

Öldüren Sis, The Mist

Oyuncular; Thomas Jane, Marcia Gay Harden, Laurie Holden
Yönetmen; Frank Darabont
Tür; Gizem, Fantastik, Korku

Konusu; Film, bir kasabaya aniden çöken bir sis sonrasında, sisin içinden çıkan doğa üstü yaratıkların, bir markette sıkışmış olarak kalan bir grup insana saldırmasıyla gelişen olayları konu almaktadır.

Özeti; David, oğlu ile birlikte kasabanın marketine gitmişlerdir ve bu sırada dışarıda kaplanan ani bir sisin içinden bir adam gelmiş, karısını sisin içindeki bir şeyin yakalayıp götürdüğünü ve herkese sisin içine girmemeleri gerektiğini söylemiştir. Bunun üzerine içeride kalan herkes kapıları kapatır ve dışarıdaki sis tamamen marketin çevresini kaplar.






Tam olarak henüz sisin içinde ne olduğunu anlayamayan insanlar, marketin jeneratörünün dışarıda tıkanan borusunu açmak için gönderdikleri bir genci, dev bir ahtapota benzeyen kolları olan, yırtıcı bir yaratığın sisin içinden çıkıp öldürdüğünü görürler.

Bunun üzerine artık iyice panik yapmış olan insanlar, marketin camlarının önüne koruması için köpek mamaları ve benzeri eşyaları yerleştirirler.

Ama olayı herkes görmediği için kimileri buna inanmayacak, sisin içine girip evlerine gitmek isteyecek ve bunun üzerine sisin içindeki yaratıklar onları da öldürecektir. Sonrasında artık marketin içindeki insanlar korkmaya ve panik yapmaya başlamışlardır. Bu insanların arasından kendini Mesih sanan Carmody isminde bir kadın, insanlara İncil'den bölümler okuyarak, bu başlarına gelen olayın Tanrı'nın gazabı olduğunu söyleyecek ve kendisine yandaş aramaya başlayacaktır. Ve bu yolla kendisine katılanların bu yaratıklardan kurtaracağını iddia etmektedir.  Bu sırada marketin camlarına dev böcekler yapışmaya başlar ve bu böceklerin akrebe benzeyen zehirli iğneleri vardır. Camlara yapışan böceklerin ardından, daha da büyük uçan, vahşi, dinozorumsu yaratıklar ortaya çıkar ve bu yaratıklar marketin camlarını kırarak, böceklerle beraber içeri girerler ve içerideki bir çok kişiyi öldürürler.






Bu saldırı sonrasında ise geride kalan insanlar arasında yaralı olanlar vardır ve onlar için ilaç bulunması gerekmektedir.

David, yanına bazı kişileri de alarak dışarıdaki eczaneye gidecek ve burada dev örümceklerin saldırısına uğrayacaklardır. Aynı zamanda eczanenin içinde örümcek ağlarına sarılmış, ölmek üzere olan bir askerden bu sisin neden olduğu konusunda bilgi alıp, markete dönünce aralarında olan askeri sorgulayacaklar ve bu sisin aslında askeri bilim adamlarının denemeleri sonucu, başka bir boyuttan kapı açtıklarını ve bu kapının içinden bu yaratıkların geldiğini öğreneceklerdir. 

Bunun üzerine içerideki kendini Mesih sanan kadına inanan bağnaz insanlar, bu askeri kurban etmek için dışarı atacaklar ve tüm bu olanlara katlanamayan David ve dostları, dışarı çıkıp arabaları ile gitmek isteyeceklerdir. Ancak Carmody, onlara engel olacak, şimdide David'in oğlunun kurban edilmesini söyleyecek ve insanlar saldırırlarken markette çalışan ve David'in yanında olan Ollie, Carmody'i silahla öldürecektir.






Sonrasında David ve dostları dışarı çıkacak, arabaya binmeye çalışırlarken bazılarını dışarıdaki yaratıklar öldürecek, arabaya sadece David, David'in oğlu, Amanda ve yanlarındaki iki yaşlı insan binecektir.

Bu sırada dışarıda şimdiye kadar gördükleri en büyük, devasa boyda yaratıkları görürler ve araba ile sakince uzaklaşırlar. Yol aldıkça bütün kasabanın, şehrin bu sisin etkisi altında olduğunu anlayacaklar ve benzinleri bitince sisin içinde çaresizce kalacaklardır. 

Bunun üzerine silahında 4 kurşun olan David, içerideki herkesi öldürecek ve kendisini de yaratıklara yem ederek hayatlarına son vereceklerdir. David, sıra ile hepsinin kafasına kurşun sıkar ve ölürler. Kendisini de yaratıklara yem yapmak için dışarı çıktığında, dışarıda askeri tanklarla yardımın geldiğini görür ve onları boş yere öldürdüğünü anlar. Böylelikle film son bulur.

Ölümcül yaratıklarla ilgili farklı bir bakış açısı olan filmde, saldırgan yaratıklar ve bağnaz insanlar arasında yaşam mücadelesi veren bir grup insanın yaşadıkları gerilim dolu anlara tanık olacaksınız. Stephen King'in romanından uyarlanan ve kendine ait bir tarzı olan gizem ve fantastik korku filmidir.

Sinema: Suyun Sesi - The Shape Of Water - Bir Aşk Masalı... / Konusu, Özeti, Afişler

Suyun Sesi, The Shape Of Water

Oyuncular; Sally Hawkins, Michael Shannon, Richard Jenkins
Yönetmen; Guillermo del Toro
Tür; Romantik, Fantastik, Dram

Konusu; Film, Amerika kıyılarında bulunan ve zorla alıkoyulan, doğa üstü yetenekleri olan, insanımsı, amphibian bir su canlısının getirildiği laboratuvardaki temizlikçi kız ile arasında yaşanan aşkı konu almaktadır.

Özeti; Filmin anlatımına göre; '' Bu, sevgi ve kaybetmeye dair bir masal, ve tüm bunları yok etmek isteyen canavara...''

Elisa konuşamayan, yani dilsiz ama duyabilen, yalnız yaşayan, çok iyi niyetli bir temizlikçi kızdır. Bir laboratuvarda Zelda isminde yakın arkadaşı ve birde eşcinsel olan Giles ismindeki ressam komşusu vardır hayatında, bu iki kişi ile çok yakın ilişkiler içinde bulunan ve kendi halinde her gün rutin işleri yaptığı bir hayatı olan Elisa, bir gün laboratuvara getirilen Amphibian özellikleriyle, insanımsı bir canlıya tanık olur.






Elisa, görür görmez O'ndan etkilenir ve sonralarında O'nun olduğu odaya her girdiğinde, özellikle bu varlığı görmek için gayret gösterecektir.

Bu canlının bulunduğu oda, tesiste özel bir odadadır ve bu odaya nadiren girebilmektedir. Ve bir gidişinde O'na yumurta götürerek ilk temasını kurar. Sonrasında müzik ile ve ardından dans ederek derken artık bu varlık ile Elisa çok yakın arkadaş olmuşlardır. Varlığa tesiste çok kötü davranmaktadırlar ve zamanı gelince O'nun içini araştırmak ve bilgi almak için öldürüp parçalamayı düşünmektedirler. Bu durumu isteyenler askerlerdir ve bu duruma karşı çıkan ise birde bilim adamı vardır, Dr. Robert. 

Dr. Robert, aynı zamanda bir Rus olarak, Amerikanlar dan bilgi sızdıran bir bilim adamıdır ve bu varlığın öldürüleceğini anladığı zaman Ruslarla birlik olarak, varlığın hayatını kurtarmak isteyecektir. Ancak O'ndan önce varlığın hayatını Elisa düşünmüştür ve Elisa, bir plan yapıp, komşusu Giles'i de bu plana ortak edip, sonrasında arkadaşı Zelda'nın da dahil olacağı ve kendilerine Dr. Robert'ın da yardım ettiği, dört kişinin uygulayacağı ve sonunda başarılı olacakları planı uygularlar ve varlığı Elisa, zor da olsa sonunda kendi evine götürecektir.







Ancak peşlerinde çok hırslı olan Richard isminde bir asker vardır ve bu olay yüzünden generalleri O'nu suçlamaktadır. Bu kaçırılma sonrasında Elisa'nın evine gelen varlık, burada Elisa ile daha da yakınlaşacak, birbirlerine aşık olacaklardır.

Varlığın doğa üstü güçleri vardır, yaraları iyileştirebilmekte hatta kel olan komşusu Giles'in saçlarının çıkmasına neden olmuştur. Zaten varlığın çalındığı yerdeki yaşayan yerli halk, bu canlıya Tanrı gibi davranırlar ve öyle görürlermiş. Ancak zamanı gelince kendisinin suya, denize gitmesi gerekmektedir ve aynı zamanda peşlerinde onları öldürmek isteyenler vardır. 

Richard, araştırmaları ve Dr. Robert ile Zelda'yı sıkıştırması sonucu, varlığın Elisa'da olduğunu öğrenir ve O'nun yanına giderken Zelda, telefon ile Elisa'ya haber verir. Bunun üzerine acilen Giles ile varlığı alıp denize bırakmaya çalışırlar ve tam denize bağlı olan bir kanalın önünde ayrılırlarken Richard gelir ve varlığı da, Elisa'yı da silahla vurur.  Ancak varlık az sonra yeniden canlanacak, yara izleri kaybolacak, bu sırada Richard'ı öldürecek, Richard ölürken O'nu Tanrı sanacak ve varlık, kucağına aldığı Elisa ile suyun içine atlayacaktır.






Suyun içinde ise, ölmek üzere olduğunu sandığımız Elisa'yı canlandıracak ve boynunun altındaki çocukluktan kalma çizik izlerini solungaç yapacak ve artık Elisa'da suyun içinde nefes alabilen bir varlık haline gelecektir. Ve mutlu bir şekilde film böylelikle son bulacak.

İnsan yada insan olmayan şeyler üzerinden fark etmeden canlı sevgisine odaklanılmış filmde, aynı zamanda derin bir aşk söz konusudur. Yer yer cinsel temaların işlendiği, yer yer duygu yüklü anların yaşandığı, bazen komik sahnelerinde olduğu, dram, romantik ve fantastik bir aşk filmidir, kendi tabirleriyle masalıdır.